Özgeçmiş

Sadık Usta kimdir?

Bu sitenin hazırlanmasında büyük katkısı olan Murat Maral dostum, özgeçmişimin biraz alışılmış kalıplardan farklı olmasını istedi. Bu durumda bana özgeçmişimi biraz daha özelleştirmekten başka çare kalmadı.

Her iki dede tarafım en az 200 senedir Elbistan’ın Çiftlikkale’sinde yerleşikken, babamın babası Ali dedem, varını yoğunu satarak çocuklarıyla birlikte Kahramanmaraş’a yerleşmiş. Elindeki birikimini hesapsızlık, bilmezlik ve hastalık nedeniyle çarçur edince, çocuklarına kol kuvvetinden başka bir şey bırakmamış. Bundan itibaren babam hem bize hem de küçük kardeşlerine babalık yapmak zorunda kalmış.

Annem beni, 1960’da toplam 8 çocuklu yoksul bir ailenin 4. çocuğu olarak Kahramanmaraş’ta dünyaya getirmiş.

İlkokul 4. sınıfta

16 yaşına kadar Kahramanmaraş’ta yaşadım ve okula gittim. Ortaokul döneminde, henüz çocuk yaşta siyasetle tanıştım. Deniz Gezmişlerin asıldığı günü, dünkü bir olaymış gibi hala hatırlıyorum. Öğretmenime, Denizlerin asılmasından dolayı üzüntülü olduğumu söylediğimde o da hüzünle bakmıştı. Sonra bu öğretmenimi solcu öğretmenlerin derneği olan TÖB-DER’de gördüğümde gidip elini öpmüştüm. Bu görüşmeden 4 yıl sonra da 1978 Aralık’ında Ali Rıza öğretmenimin, onu ziyarete gelen polis kardeşinin ve bütün ailesinin Kahramanmaraş katliamında öldürüldüğünü öğrenecektim.

Babam, 1972’den sonra yurtdışına çıkarak Almanya’da işçi olarak çalışmaya başlamıştı. 1973’te de ailenin geri kalanını yanına almıştı. Ben ise okumak istediğim için Almanya’ya götürülmemiş ve yakın bir akrabamın yanında bırakılmıştım. 1975’ten sonra siyasi olaylarda ölümler baş gösterince, 1976’da “zorla” Almanya’ya götürüldüm.

Almanya’da siyasi çalışmalara devam ettim. Bu durum birçok insana garip gelebilir fakat 17 yaşında bir genç olarak Almanya’nın birçok bölgesinde Türkiye eksenli eylemlere katılmakla kalmadım aynı zamanda örgütlenme faaliyetinde de bulundum. O dönemde Almanya’da çalışma izni alabilmek için bir yıl beklemek gerekiyordu. Yakın bir kentte Türkler için açılan bir Almanca kursuna parasızlık yüzünden gidemedim. Fakat ortaokulda yabancı dil olarak Almanca öğrenmiştim ve bu nedenle iyi bir altyapım vardı. Bir yıl sonra çalışma iznine kavuştum fakat ondan önce 6 ay bir restoranda çalışarak hem cep harçlığımı kazandım hem de aile bütçesine katkıda bulundum. Dört yıl boyunca çeşitli fabrikalarda düz işçi olarak çalışarak hayatımı kazandım.

1981 yılında hem bir meslek sahibi olabilmek hem de siyasi açıdan daha etkin faaliyet yürütebilmek için bölge eyalet başkenti olan Stuttgart’a taşındım. Stuttgart’ta kaldığım sekiz yıl boyunca hem Almancamı geliştirdim hem çocuklarımın annesiyle tanıştım hem de daha geniş çevrelerle tanışma imkanı buldum. Önce otomobil tamirciliği öğrendim, ardından akşam lisesine giderek üniversiteye giriş diplomasını aldım sonra da Stuttgart üniversitesinde 6 ay uçak ve uzay tekniği okudum. Mühendislikten ziyade tarih ve siyasal bilimlere ilgi duymam nedeniyle bölüm değiştirdim.

Kritik dönemeçlerde önemli insanlarla tanışmak her zaman önemlidir. Beni Stuttgart’ta okumaya o dönemde adı Türkiye’de en çok arananlar listesinde olan bir arkadaşım ikna etmişti. Birkaç yıl sonra akşam lisesine ve sonra da üniversiteye gitmeye teşvik edense çocuklarımın annesi olmuştu.

1990 yılından itibaren hayatım bana sıkıcı gelmeye başlamıştı. ArtıkTürkiye’ye dönmem gerektiğini sıklıklı düşünüyordum. Çünkü Almanya’da hep bir yabancı olarak kalacağımı Türkiye’de ise hep bir Almancı muamelesi göreceğimi yaşayarak görmüştüm. Bu duruma (bir bakıma arafta kalmak) son vermek istedim ve eşimin itirazlarına rağmen 1991 yılında Türkiye’ye (haliyle okulu da bitiremeden) döndüm. Ardımda bir eş ve iki bebek bırakmıştım fakat bugün hala attığım o adımın hayatımın en önemli adımı olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’ye dönüşüm, hem siyasi hem de kişisel gelişimim açısından önemli bir adım olmuştu. Türkiye’de ziyaret etmediğim kent, İstanbul’da atılmadığım karakol kalmamıştı. Semtlerde ve gençlik içindeki çalışmalarımın çok yararını gördüm. İnsanları daha yakından tanıma fırsatı buldum. Özellikle gençlik çalışması, çok yönlü düşünmemi sağladığı gibi beni, insanlara yaklaşım konusunda (pedagojik) eğitmişti. Üniversiteli öğrencilerle çalışmak hem ufkumu genişletmişti hem de teorik birikimimi zenginleştirmişti.

2000 yılı, hayatımda bir kırılma noktasıdır. 2000’de siyasi çalışmalarıma son vermek durumunda kaldım çünkü çocuk yaştan itibaren içinde bulunduğum siyasi partiyle aramda kolay kolay kapanmayacak derin bir siyasi-örgütsel çatlak oluşmuştu. Artık böyle devam edemeyeceğimi anlamıştım.

Siyasi ayrılıklar çocuklu eşlerin ayrılıkları gibidir. Farklı yaşam tarzları nedeniyle anlaşamaz ve ayrılırsınız ancak geçmişteki ortak yaşanmışlıklar nedeniyle (şahsi dostluklar vs) de ilişkinizi kesip atamazsınız.

2002’den sonra Ulusal Kanal’da dış haberler müdürlüğü yapmaya başladım. İngilizcemi geliştirmek için 2003’te 9 ay boyunca Londra’da İngilizce öğrendim. Döndüğümde artık Ulusal Kanal’da da çalışamayacağımı anlamıştım ve ayrıldım.

Bunun üzerine önce çevirmenlik yapmaya sonra da Kaynak Yayınları’na çeşitli başlıklar altında diziler hazırlamaya başladım. “Ütopya” ve “Bilimin Türk İslam Kaynakları” dizileri bu dönemde ortaya çıktı.

2000-2009 yılları arasında hem çevirmenlik yaptım hem de Ulusal Kanal’da iki yıl süren haftalık bir kitap programı (Kitap Dünyası) hazırlayıp sundum.

2009’un sonunda yeni bir dönemeçte olduğumu anlamıştım fakat ne yapacağım konusunda henüz bir karar vermemiştim ki gençlik döneminden tanıştığımız akademisyen dostum Prof. Bora Ataman’ın “git Almanya’da önce master tezini ver, sonra da doktora yap” diye “sıkıştırmasıyla” 2009’da Almanya’ya gittim.

2010-2012 yılları arasında Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde önce “Türk Ütopyaları” adlı master tezimi verdim sonra da aynı konu üzerinde çalışmak üzere doktora başvurusu yaptım. Fakat Silivri’de bir duruşma gününde Doğu Perinçek’in “daha etkin görevler almalısın” demesi üzerine fikirleri yüzünden hapiste yatan bir dava adamını kıramadım ve doktora girişimini yarıda bırakarak Kaynak Yayınları’nın yönetimini üstlendim. Kaynak Yayınları’nda 3 yıl boyunca yayın yönetmenliği yaptım. Bugün geriye bakınca, doktorayı bırakıp Kaynak Yayınları’nda çalışmanın en doğru karar olduğunu düşünüyorum. Ahlaken doğruydu, düşünsel gelişimime de çok yararı oldu.

2015 seçimlerinin ardından Doğu Perinçek’e ve partisine yönelik yaptığım eleştirilerden sonra (bunların ne olduğuna ilişkin bilgiler çeşitli haber sitelerinde var) önce Kaynak Yayınları’ndaki görevimden alındım sonra da partiden ihraç edildim.

Artık benim açımdan hem siyasi hem de çalışma alanı olarak yeni bir dönem başlamıştı.

2013 yılından itibaren hem kitaplarımı yazmaya hem de çeşitli gazete ve haber portallarına (Bilim ve Ütopya, Radikal Kitap, Cumhuriyet Kitap, Bilim ve Gelecek, Birgün, Odatv) felsefi ve kültürel içerikli makaleler kaleme almaya başladım.

O gün bugündür düşünsel alandaki çalışmalarımı devam ettiriyorum.

Bu arada çocuklarım Can ve Marvin büyümüş ve Fynn’in doğumuyla torun sahibi de olmuştum.

2014’ten sonra da bana yaşam coşkusu veren Bigi, Maskara ve Kömür adlı üç şirin kedi hatayıma girdi. Hayatımın sonuna kadar da onların gönüllü hizmetçisi olacağım.

Başlıca çalışma alanlarım şunlardır:

Ütopya ve devlet teorisi; Aydınlanma ve dinler tarihi; sosyalizm ve eşitlikçi hareketler.

Yazdığım Bazı Kitaplar:

1. Türk Ütopyaları-Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Ütopya ve Devrim.

2. İlkçağ Ütopyaları, Mükemmel Toplum ve İlk Devlet Teorileri.

3. Dünyayı Değiştiren Düşünürler, Cilt I, (Felsefenin Şafağı: Hint, Çin, Yunan, Roma ve Rönesans Avrupası).

4. Dünyayı Değiştiren Düşünürler, Cilt II, (Rönesans’tan Aydınlanmaya Yeni Bir Çağın Doğuşu).

5. Dünyayı Değiştiren Düşünürler, Cilt III, (Aydınlanma, Fransız Materyalizmi, Amerikan ve Fransız Devrimleri).

6. Dünyayı Değiştiren Düşünürler, Cilt IV, (Ekonomi Politik, Alman İdealizmi, Rus Halkçılığı ve Marksizm).

7. Dünyayı Değiştiren Düşünürler, Cilt V, (El-Kindi’den İbn Sina’ya Gazzali’den İbn Haldun’a İslam Felsefesi, Mutezile, İhvan-ı Safa, Din-Felsefe Tartışmaları).

8. Fıçılarda Yaşamak (Sıradışı Devrimci Hayatlar).

9. Ütopya ve Masalbilim (Binbir Gece Masallarında Ütopya).

10. Çin Devrim Tarihi ve Sun Yat-sen’in Halkçılık Kuramı

Çevirdiğim Bazı Kitaplar:

1. Thomas More, Ütopya

2. Tomasso Campanella, Güneş Ülkesi

3. Georg Fülberth, Kapitalizmin Kısa Tarihi

4. H. Heinz Holz, Devrimin Cebiri (Felsefenin Aşılması ve Gerçekleşmesi) Cilt 1

5. Karl Marx-Friedrich Engels, Komünist Manifesto