Sadık Usta

Üye etkinlikleri

    0 Comments

    1. Oktay Kartal dedi ki:

      bence en doğru analiz üretimin olmayışı .

    2. Şeref Çiçek dedi ki:

      En yakın zamanda kitabı edineceğim. Ve hediye edeceğim.imkanim olsa tüm okul kitaplığında hediye ederdim.

    3. Gülnaz Ceylan dedi ki:

      Olsun evet elbet çok güzel olur. Modern yaşam dediğimiz “robot” halimizden kurtuluruz 🙂 Ama ev çok güzel bakarken bile huzur veriyor

    4. Sadık Usta dedi ki:

      Evet, çok doğru

    5. Naşide Sarıkavak dedi ki:

      İyi akşamlar
      Yazılarınızı twitlerinizi ilgiyle takip ediyorum. ben de yaklaşık 16-17 yıldır inandığımı iddia ettiğim dinimi öğrenmeye çalışan biriyim. Doğru kaynaklara ulaşmak benim için önemliydi… Emalı Hamdi Yazır’ın tefsirini duymuşsunuzdur. Fakat sadeleştirme adı altında piyasaya çıkan meal ve tefsirlerin orjinali ile kıyaslandığında en can alıcı bölümlerinin yer almadığı ve sadeleştirmenin orjinali ile çok uyuşmadığı tesbit edilmiş.. Kısaca demek istediğim elimde bu orjinal tefsir var. İsterseniz evinize kadar getirebilirim.

      • Sadık USTA dedi ki:

        Elimde Elmalının tefsiri yok. Fakat iki farklı meali var. Biri eski, şu anda kent dışında olduğum için bakamıyorum, diğeri ise yeni ve Dücane Cündioğlu’nun hazırladığı bir meal.

    6. Naşide Sarıkavak dedi ki:

      İyi akşamlar.
      Vakit ayırıp cevap verdiğiniz için teşekkür ederim
      Müsait olduğunuzda eski dediğinizin adını yazabilirmisiniz. Daha önce karşılaşmadıysam ve sizde tavsiye ederseniz ondan da faydalanmak isterim. Elmalı tefsiride biri sözlük ve firsht olmak üzere toplam 10 cilt. Dediğim gibi istediğiniz zaman size ulaştırabilirim.

    7. Gülnaz Ceylan dedi ki:

      Ethem Nejat gibi insanlar sevilmez ve bilinmeleri istenmez. Komitacı ve elinde silah macera peşinde koşan, ancak bunun Türklük ya da Milliyetçilik olduğunu zanneden Enver gibiler unutulmaz. Düşünmek emek ister, çalışmak ister. Bunlar zor zanaatlar. Öğreniriz umuyorum. Emeğinize sağlık, teşekkürler. Sevgiler, saygılar 🤗

    8. Naşide Sarıkavak dedi ki:

      Ben umudumu yitirmek istemiyorum. Tablo ne kadar karamsar olursa olsun bir gün güneş doğacak ülkemin üzerine. Her gecenin sabahı her kışın baharı vardır mutlaka 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
      Siz de azıcık ümitlimisiniz diye sormama gerek yok herhalde. Olmasanız bu yazıları yazmazsınız.

    9. Muharrem şeker dedi ki:

      Transatlantik gibi yüklüsün be sadık usta,fiyuuuv ne okudum be feleğimi şaşırdım ,bu kadar yük valla helal olsun.bir ömür ister, yüzlerce hatta binlerce yıllık düşünce akışını enfes özetlemiş sin.önce tebrik ederim, lakin materyalist felsefe senide etki altına almış son paragraf ta kesin bir kanıyla bitmis felsefe de kesinlik yok bilirim,bazı felsefeciler teoloji yi felsefenin dışında derler ama hiç din ile mücadele de bitmez ,tales i ilahi düşüncenin asıl kaynağı olarak bilirdik,felsefede ,sanırım ilahi düşünceden kopamıyacak ateistler,insanın ayaklarinin altı oynamaya başladığında başını ğöğe çevirir der Seyyid Hüseyin Nasr,köleliğin kaynağının kendilerinin devamı ve var olamaları için filozof lar olması ve filozofların iktidardan yana olması ise bize onlar hakkında iyi izlenim bırakmıyor lakin felsefe olmazsa hayat anlamsız olur.emeğinize teşekkürler.sizi okumaya devam edeceğim.

    10. GÜRCAN ÖZKAN dedi ki:

      Beni haber bültenine kaydederseniz çok sevinirim.

    11. Naşide Sarıkavak dedi ki:

      İnsanlık adına büyük mücadele verip de hakkettiği değeri gören var mı acaba? (bizde)
      Mesela Tarhana Osman. Hikayesi ayrı etkilemiştir beni.

    12. Naşide Sarıkavak dedi ki:

      Elinize sağlık.

    13. Ömer Tuğrul dedi ki:

      Önemli olan ateizm değil, tanrı fikrinin felsefi olarak ırtau-ya çıkışıdır k
      anımca

    14. Ömer Tuğrul dedi ki:

      PEYGAMBERİN ADI YOK
      https://yansimalar17.blogspot.com/2018/11/peygamberin-adi-yok.html

      • Sadık USTA dedi ki:

        “İbn İshak’ın Es-Sire isimli eserinde yer almaya başladığı ifade edilir, ancak bu eser ortada yoktur, söz konusu eserden alıntıları kullanan kişi ise “Siret” isimli eserin yazarı İbn Hişam’dır, lakin bu eser de ortada yoktur.”
        Yazınızdaki bu bilgiler doğru değil. İbn İshak’ın kitabı 1976 yılında Tunus Üniversitesi’nin yazma eserler kısmında bulundu. Muhammed Hamidullah kitabı yayımladı. Sonra İbn Hişam’ın kitabı da var. 4 cilt olarak Türkçede yayımlandı. Bu ve bundan fazla konuya Dünyayı Değiştiren Düşünürler c.5’te etraflıca yer verdim. saygılarımla

    15. Bahir Oltulu dedi ki:

      Sevgili Sadık Usta kardeşim,

      Sizi Aydınlık’ta iken tanıdım.
      Yazılarınızı her zaman yakın bir ilgi ile izledim.
      Şimdi Aydınlık’ta olmamanız benim için hiçbir şeyi değiştirmedi.
      Çünkü siz okunması mutlaka gereken şeyler yazıyorsunuz.
      Gene öyle yapıp beşinci cildi de çıkarmışsınız.
      İşten çıkıp en yakın kitabevinden bu kitabınızı alacağım.
      Evde sehpa üzerinde okunma sırasını bekleyen kitaplara gönülleri kırılmasın diye birşey demeyeceğim ama
      kitabınızı en ön sıraya almak için sabırsızlanıyorum.

      Adınızı andım ya ille Fuzuli’den adınızın geçtiği size armağan bir beyitle bitireyim sözlerimi.

      “Bende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var / Aşık-ı sadık menem, Mecnun’un ancak adı var”

      Sağlıkla ve dostlukla kalın.

      Bahir Oltulu

      • Sadık USTA dedi ki:

        Eğer dünya yaşanılacak bir yerse, işte o sizin sayenizdedir. Sizin gibi insanlarla tanışmak ve dostluklar kurmak için yaşam yaşamaya değer. Ne iyi insansınız. Sevgi ve selamlarımla.

    16. Seref dedi ki:

      Teşekkürler.. dileğimdir özgür kal.

    17. Seref dedi ki:

      Gözler yerinden fırladı. Omuzundaki devi görmek için okuyordum fark edemedim.
      Teşekkür ederim.

    18. Seref dedi ki:

      Corona günlerinin Devisiniz.
      Teşekkür ederim.

    19. Seref dedi ki:

      Bazı kelimelerde takılıp kaldım. sonra klavye hatası olduğu fark ettim.
      Yoluma devam ettim.
      Teşekkür ederim.

    20. Seref dedi ki:

      Büyük hayat ikramiyesinde boş çeken mutsuz insanlara mutluluk verdiniz.
      Teşekkür ederim.

    21. Seref dedi ki:

      Teşekkürler..emeginiz dertlere derman olsun.

    22. kadir palalar dedi ki:

      Emeğine sağlık Usta

    23. Ömer dedi ki:

      Şu ana kadar okuduğum en iyi aydın, aydınlanma makalesi. Tebrik ediyorum. Beni rahatsız eden bir düşünceden kendimi alamıyorum. Ve bu makale de buna cevap vermiyor. Neden bütün insanları homojen yada aynı görme eğilimindesiniz. Karakter ve genetik yapıları aile çevre kültür etkilerini, değişken olarak göz önüne almıyorsunuz. Bence makaleniz çok iyi olmasına rağmen evrensel değil. Prokrust etkisi hakim. Bu açıyı da makalenize eklerseniz güzel olur

    24. İsmail dedi ki:

      Hocam tüm kitaplarınızı almak şart oldu.

    25. ufuk karali dedi ki:

      Oldukça kafa açıcı bir makale. Teşekkürler Sadık Usta.

    26. Mustafa dedi ki:

      Yazı uzun bilgilendirici. Onlar boğdurulmayıp birlikte çalışılsaydı. Nasıl bir ülke olurduk. Şimdi buradan bakım değerlendirmek zor. insan kaynaklarımızın geçmişde de günümüzde de nasıl harcandığını görmek insana acı veriyor. Aydınlanmayı ve gelişmiş toplum olmayı bir türlü beceremiyoruz.

    27. Orhun taşpınar dedi ki:

      Newton’un sözünü yoruma yazmışsınız hocam, emeğinize sağlık bu yazı için 🙂

    28. Ahmet Yılmaz dedi ki:

      Hayatta kalma refleksi en ilerici devrimlerin dahi yerini daha ilerici olana bırakması gerektiği zamanda dirence ve yozlaşmaya neden oluyor. Bu zayıflık devrimi asla kabul etmeyen kesimlere tekrar denemek için cesaret veriyor. Toplumu tamamen dönüştürmek mümkün gözükmüyor bir kısmı son devrimi yaşarken bir kısmı daha bir öncekini anca kavramakta. Aslında hep bir ileri gidiş var bazen ileri sıçramak için geriye birkaç adım atmak gerekiyor. Kendi gözlemlerimle sentezleyebildiğim kadarıyla.

    29. arple dedi ki:

      Bu konu hakkında bildiklerimin ve düşündüklerimin eksik ve hatalı olduğunu gösterip doğrusunu yazdığınız için teşekkürler

    30. Emre dedi ki:

      Merhaba Sadık Bey, Kuran’da yer alan Kur’an’ın arapça dilinde olduğunun vurgulandığı ayetlerin bağlamları incelendiğinde bu vurguların kavmiyetçilikten değil, Kur’an’ın anlaşılırlığına yapılmış göndermeler olduğu görülmektedir.

    31. Ali Vedat Oygür dedi ki:

      Sayın Usta,
      Sizin de yazınızda olduğu gibi, Gazete Duvar’da Haziran’dan bu yana Besim F. Dellaloğlu solcu, sağcı ve liberal aydın üzerine üç makale yayımladı. Kanımca aydının solcusu sağcısı olmaz. Nedeni, tanımında bulunur. Aydın gördüğü yanlışlara, kimin olursa olsun karşı çıkar ve doğrusunu anlatır. Hele bu yanlışlar iktidardan gelirse karşı çıkış daha bir yaman olur. Kendisini solcu da hissetse, sağcı da hissetse aydın benim adamım, senin adamın ayrımı yapamaz. Çünkü onun için esas olan, yanlışın kimden geldiği değil ortadaki eylem ve düşüncedir. Bu yüzden solcu aydın, sağcı aydın nitelemesi yanlıştır. Aydının taraf tutanı olmaz. Eğer kendisine yakın hissettiği kişi/kişilerin yanlışını deşmezse zaten aydın olmaz.

      • Sadık USTA dedi ki:

        Ali Vedat Bey, Besim beyin yazılarının bir ikisine denk geldim fakat “aydının sağcısı solcusu olmaz” şeklindeki düşünce kanımca doğru değil.Aydın yazılarımda da belirttiğim gibi Türkçeye olumlu anlam yüklü olarak girmiş. Aslında aydın, fikir savaşçısıdır. Hangi fikri tutuyorsa onun savaşını verir. Biz ise öteden beri aydını hep haksızlığa, adaletsizliğe, bağnazlığa, eşitsizliğe, baskıya karşı çıkan okur-yazar insan olarak algılamışız. Bu bence doğru değil. Solcunun sağcısı da olur solcusu da olur. Hangi görüşe yakınsa onun iktidara gelmesini savunur. Saygılarımla

    32. Ali Vedat Oygür dedi ki:

      Sayın Usta, nazik yanıtınız için teşekkür ederim. Fakat yazınızda bir çelişki olduğunu düşünüyorum. Solda Aydın Kavramı başlığının alındaki ilk paragrafta, “aydın” kavramının Türkçe’de kullanıldığı biçimine karşı olmadığınızı fakat “genel anlamda entelektüel kavramının yerine kullanılamaz” olduğunu belirtiyorsunuz. Düşünce mi Eylem mi? başlığının iki üzerindeki paragraftaysa “entellektüellerin” dedikten sonra, yanında parantez içerisinde “(aydınların)” diyerek ikisini aynı anlamda kulanıyırsunuz. Fakat aşağısında, Sosyolojik Kavram Olarak Aydın başlığının hemen altındaki paragrafta, “biz entelektüel terimini “aydın” terimiyle değiştirerek” diyerek iki kavramın bizde farklı kullanıldığını yine vurguluyorsunuz. Fakat ir tümce sonrasında, “Bu çıkmazı aşmak için de bazı düşünür ve yazarlarımız, entelektüel ile aydın kavramını birbirinden ayırarak kurtulmaya çalışıyorlar” idafesinin peşinden “Halbuki bunlar birbirinin karşılığıdır” diye yazıyorsunuz. Sayın Usta kesinlikle br polemik yapmak için yazmadım, bunları. Çeşitli okumalardan dolayı kafam karıştığı için kitaplarınızı bir başvuru olarak düşünen bir kişi olarak bu yazılarınızı yeniden okumak gereğini duyunca bu yazdıklarım ortaya çıktı. Nasıl düşünmek gerektiğni açıklayabilirseniz sevinirim

      • Sadık USTA dedi ki:

        Değerli Ali Vedat Bey, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımda kavram karışıklığının olduğunu ben de kabul ediyorum. Bana tek tek alıntılayarak göstermiş oldunuz. Bu gözle yeniden elden geçireceğim. Sevgiler

    33. Mirza SEVİLMİŞ dedi ki:

      Anlamlı bilgi ışığında yaptığınız paylaşım
      Güzel doğrusu Engls, Marx okumadım veya düşük düzeyde bilgi edinmiş tim
      Kapitali bir bütün halinde bulamadım kitapçılarda
      Sağlıkla yaşayın sadık bey Atatürk sevdalısı olarak sizi tanımak yazılarınızı kitaplarınızı okumak dağarcığı ma çok şey katıyor sağolun

      • Sadık USTA dedi ki:

        Mirza Bey çok memnun oldum. Dünyayı Değiştiren Düşünürler c.4’te Marx ve Marksizme bayağı yer ayırdım. Ayrıca Das Kapital eserinin Yordam Kitap’tan çıkmış iyi bir çevirisi bulunmaktadır. Sevgiler

    34. Ruşen isik dedi ki:

      Tüm seriyi almak istiyorum fiyatı nedir?

    35. Serpil Üstün dedi ki:

      Merhaba
      Yazınız bana 2017 de vizyona giren “The Young Karl Marx ” filmini hatırlattı. Sizin için ve sıkı felsefeciler için doyurucu bir film olmayabilir. Nihayetinde bir belgesel değil ve doğasında sinema kaygısı taşımak zorunda olan bir yapım. Filmin Marx’ı anlattığı sanılsa da aslında sizin üzerinde durduğunuz Engels’i anlatmış.
      Sağlıkla kalın….

    36. ahmet özgen dedi ki:

      Her çalışmanız gibi bu da muhteşem olmuş. Aslında doğal afet olarak bilinen ve tanrının kötülüğü olarak lanse edilen bir çok olgunun kaynağı insan.
      İnsanın sürekli tüketmeye yönelik çabası kötülüğün de nedeni olmayı sürdürüyor. Çok feyz aldım çok teşekkür ederim.

      Lantince olarak yer alan yazıları anlamadığım için çok üzüldüm. Senelerce İngilizce eğitim aldım ancak Latince öğrenmeye hiç zaman bulamadım.

      • Sadık Usta dedi ki:

        Site yeniden yapıldığı için eski şablon yazılar da gözüküyor. Onların hiçbir anlamı yok. Site bitince onların hepsi kaybolacak. Teşekkür ederim

    37. Ercan Ataseven dedi ki:

      Üçüncü makale için yazı sonunda link olsa iyi olurdu.

      • Ercan Ataseven dedi ki:

        Bu arada, bu konudaki kendi yanlış yaklaşımlarının da farkına vardım, teşekkürler.

      • Sadık Usta dedi ki:

        şimdi düzenledim. Site yenilendiği için bağlantılar yeniden düzenleniyor. Teşekkür ederim

    38. Bengü Sıla Güngör dedi ki:

      Çelişki:
      Beyne gönderilen dönütün tekrar soru olarak gelmesi, diyebilir bir nöropozist ya da bir psikolog çelişki kavramını insan doğasındaki girdap olarak göstererek beyne gönderilen geri dönütleri mutajen formatında alıntılar. Sıradan insan formatında olan ben ise çelişki formunun insandan ayrı düşünülemeyeceği taraftarıyım. Batan güneşin en basit çelişkisi yarın yeni bir günün doğma ihtimalidir soyut varlıkların var olup olmadığı da bir çelişkidir (kimine göre değil). Çelişki insana bahşedilmiş en büyük ütopyadır yeri ve izi belli olmayan seni kendine savuran rüzgardan daha güçlü bir kuvvettir. Sonuca ulaştırmadan, büyük direnci bedeninde bulunduran devasa güçtür.

      Bu yazımı 20 yaşında kaleme almıştım ve Holz’un Çelişki Kuramı konusunda bilgim olmadan.. Fakat içimize serpilmiş tohumlarının kanıtını 4 yıl sonra yazınız da fark ettim, teşekkürler.

    39. Bahir Oltulu dedi ki:

      İyi akşamlar hocam. Önce fikrinize sonra elinize sağlık. Sizin yazılarınızı okudukça zihnim açılıyor. Yazınızı okuyup bitirdikten sonra aklıma geliverdi, size sorayım dedim. Yazınızda sözünü ettiğiniz Osmanlı sosyalist aydınlarının Yeni Zelanda’ya Tevfik Fikret’in öncülüğünde gidiş işi suya düşünce; büyük şairin ölümüne dek sürecek olan Aşiyan’a kapanışı da bir tür kaçış değil midir? Sağlıcakla kalınız.

      • Sadık Usta dedi ki:

        Çok mutlu oldum Bahir Bey. Evet, Tevfik Fikret’in Aşiyan’a kapanması da bir tür kaçıştır. Tevfik Fikret zehir gibi beyin, muazzam bir birikimmiş fakat şahsi olarak geçimsiz ve bunalımlar içinde olan bir yapıya sahipmiş. Aydınlarımızın bir kısmında bu bunalım sıklıkla görülmektedir.

    40. fugenakkemik dedi ki:

      21. yy da bu ortaçağ zihniyeti ile yüz yüze gelmiş olmamızın sarsıcı kaygısını hissederken… bu iki apayrı konu nasıl birbiriyle bağdaşlaştırılıp, böyle bir soru akla gelebilir, gerçekten çok şaşırdım ve sizin konuya getirdiğiniz açıklamayı da yürekten alkışlıyorum..

    41. İrfan dedi ki:

      Hocam elinize emeğinize sağlık. Gerçekten guzel bir yazı olmuş. Bana göre işin daha feci yönü ülkemizde bulunan dinler tarihçilerinin isimlerinin önünde prof olanlar konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapamayip sadece seyretmeleri. Aynı durum Barnabas İncilindede ismi peraklit olarak geçen kişi içinde geçmişti. Zatialinizin ifade ettiği gibi İslam dininin başka dinlerin terminolojisi ile yorumlamak,tanımlamak yanılgıdır. Tekrar emeğinize teşekkürlerimi ifade etmek isterim. Saygı ve hürmetlerimle

    42. murat önügören dedi ki:

      Murat Bardakçı’nın ortaya koyduğu belgeye göre bu öldürme işini Suphi Bey’in Enver paşa aleyhine konuşmalarına kızan bir gurup yapmış, Amaçları tartaklamakmış ama Suphi bey’in yanındaki paralar saldırganları azdırmış. sanki Olayı Mustafa Kemal’le ilişkilendirmek için fazla aceleci olunmuş..

      aşağıdaki Enver Paşa, Moskova’dan 24 Nisan 1921’de o sırada Berlin’de bulunan hanımı Naciye Sultan’a gönderdiği mektubunda, cinayetten şöyle bahsediyordu:

      “…Komünist Partisi Reisi Suphi Bey, Bakü’de aleyhimde bulunduğu için bîçareyi Trabzon’da evvelâ karla, tükürükle hamallar epeyce ıslattıktan sonra bir motorbotla Batum’a iade etmek üzere yola çıkarmışlar. Halbuki yanında yüz yirmi bin Rus altını olduğundan kendisini zanlarınca yolda öldürmüşler, paralarını almışlar. Maamafih bunu benim için yaptıklarından memnun olduğumu ve başkasına söylememelerini tembih ettim. Bence düşman da olsa madem ki müslüman, böyle olmamalıydı. Fakat ne çare, yazılan çekilirmiş…”.

      alıntının linki https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1190077-mustafa-suphiyi-kim-oldurttu

      • Sadık Usta dedi ki:

        Yazımda bu tertibin Mustafa Kemal Atatürk tarafından planlandığına ilişkin herhangi bir cümle yok, sadece Mustafa Kemal’in Ankara’nın karışık olduğu günlerde bir de TKP ile uğraşmanın zorluklar yaratacağını ve bu yüzden de TKPlilere “istenmeyen insanlar” olduklarının hissettirilmesini istediğini belirttim. Bunlar da gerçektir. Karabekir’in anılarında var. Onların boğdurulması meselesi ayrı bir meseledir.

    43. Dr. Necati Saygılı dedi ki:

      Türk olmak zor beyim!.. Türk olmanın ne demek olduğunu kendisinin tanımlamamışlığıyla da malûl… Gelenekleri ve inanış akideleriyle sahip olduğu kültürü, İslamiyeti kabulü ile giderek sönükleşmiş; Fars-Arap dili ve kültürü zadegan kültürü haline gelmiş. Neyse ki, Anadoluda yaşayan halkı içine çekememişti… Ancak ritüeller ve uydurma hadislerle çarpıtılmış Arap Müslümanlığının etkisinden kurtulamamış. Din istismarcılığı yoluyla maruz kaldığı sömürü, bugüne kadar alıp gittiği değerlerimize günümüzde sosyo-ekonomik ve kültürel bağımsızlığımızı da kattı. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen önderine kin tutanların, o sinirlere verdiği harabiyet ile derin bir bunalım içine savruldu… Şafağın sökmesine en yakın olunan gece karanlığında mıyız, emin değilim.

    44. Erdal Avşar dedi ki:

      Herhalde ötekileştirme,kabülenmemek,ve dışlamak.bu Ülkenin genlerinde var?malasef.

    45. […] bir önceki yazımızda (bkz. Müslüman Toplumlar Neden Yeni İbn Tufeyl’ler Çıkaramıyor, 21 Ocak 2017) hakkında bazı bilgiler verdiğimiz İbn Tufeyl, Müslümanların büyük […]

    46. […] bir önceki yazımızda (bkz. Müslüman Toplumlar Neden Yeni İbn Tufeyl’ler Çıkaramıyor, 21 Ocak 2017) hakkında bazı bilgiler verdiğimiz İbn Tufeyl, Müslümanların büyük […]

    47. Bir Çocuk der ki dedi ki:

      Admin adamsın lan Samsatlı Lucianos Hakında bay bilgi var Teşekürler.

    48. Hasan YAZAR dedi ki:

      teşekkürler Hocam, devamını sabırsızlıkla bekliyoruz….

      • Sadık Usta dedi ki:

        Devamı, sitede okunabilir. Her yazının sonunda devamı olan yazının linki yer almaktadır. Toplam 5 bölüm

    49. Raife Karataş dedi ki:

      Bir büyük resmin anlaşılması yönündeki bu yazı dizisi ile bizi aydınlattığınız için içten duygularla teşekkür ediyorum.

    50. Raife Karataş dedi ki:

      Günümüz ikliminde boğulmaktan kurtaran ve ufuk açıcı yazı dizisi için çok teşekkür ediyorum.

    51. Raife Karataş dedi ki:

      Bugünun sözümona muhalif partileri tam tanımladığınız gibi çürümüşlükleriyle adeletsizliğin değirmenine su taşıyorlar. Ve koltuk sevdasına göz göre göre güzelim ülkemizin teminatı gençlerin geleceğini karartıyorlar. Beyin göçü inanılmaz boyutlsrda, içimiz yanıyor!

    52. Raife Karataş dedi ki:

      Biat kültürü ne yazık ki sözümona çağdaşlık iddiasinda olan partilerde tam bir ikiyüzlülükle çok daha canhıraş yaşanıyor! Adeta babadan oğula koltuk devrediliyor! Donanımlı insanları asla aralarına almıyorlar, körler saģırlar birbirini ağırlar modundalar! Global çete sadece iktidarlara değil muhalefete de ince ayar yapıyo!

    53. Raife Karataş dedi ki:

      Değerler hem insanların hem de toplumların harçlarıdır.Zamana göre daha iyi ve güzele doğru evrilmesi de kaçınılmazdır. Dünyadaki neoliberal politikaların 80 lerden itibaren ülkemizdeki taşeronları, gerek insani gerek toplumsal değerlerin içini boşalttı. Global çete ve işbirlikçileri 80 darbesi ile aydınlarımızın ve gençlerimizin üstünden acımasızca silindir gibi geçti ve bir deli gömleği başımıza geçirildi, üretmeden tüketen ve apolitik bir toplum yaratıldı ne yazık ki !

    54. Raife Karataş dedi ki:

      Bilerek istiyerek ajite edilmiş bir iklimden geçiyoruz ne yazık ki! Günün zehirlenmiş ortamında sizin soğukkanlı ve bilgiye dayalı alanında nefes almak iyleştirici ve besleyici!

    55. Semih Oktay dedi ki:

      “(…) insanlığın o ezeli özlemi olan ideal (devletsiz) toplumların bir gün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusu da araştırma alanıma girer. ” Yakındır toplumların kendilerini yönetmesi. Aslında olması gereken budur. Toplumların başında birilerinin olması yakın bir gelecekte ilkelliğin göstergesi olabilir. Değil mi ki kripto para mantığı binlerce insana heyecan veriyor aynı mantıkla sanal bir yönetim iş başına gelecektir.

    56. Raife Karataş dedi ki:

      Her yazınızda ve yazı dizinizde olduğu gibi soluksuz okudum. Ufuk açıcı ve zihnimdeki taşların yerine oturduğu bir iklim yaşıyorum.Ülkemizin kasvetli ortamında yapabileceğimin bilincinde olarak gereksiz acıdan sığınılacak bir limansınız, içten teşekkürler!
      Not: Kütüphanem sayenizde daha da genişliyor.

    %d blogcu bunu beğendi:
    Araç çubuğuna atla