• Kitaplarım
  • Söyleşiler
  • TV Program
  • Etkinlikler
  • Özgeçmiş
More

    Aydınlanmış İnsanlar Neden Din ve Tanrı İnancına Hep Olumsuz Yaklaşırlar?

    Ezber Değil, Aykırı Tez…

    Aydınlanmış insanlar, din ve Tanrı inancına neden tarihte oynadıkları ilk olumlu işlevlerini de dillendirerek (içselleştirerek) değil de sadece olumsuz işlevleriyle yaklaşırlar?
    Çünkü insanoğlu, yaşam mücadelesi içinde istisnasız her şeyi araçsallaştırdığı ve o aracın bilincine vardığı anda da onu aşmak gerektiğini düşündüğü için yapar.
    Bu ne demektir? Her canlı gibi insan da doğayla iç içe yaşar. Dolayısıyla o bu süreçte, hem doğanın hem de kendi bedenin bilincine varır. Bilincine vardığı organlarının ki bu el de olabilir beyin de olabilir hatta bu herhangi bir yetenek de olabilir, onun ilk anda gelişmemiz için zorunlu bir araç olduğunu düşünmez fakat onun hayat karşısındaki yetmezliğini düşünerek yadsır. Gelişmek için yadsımak zorundadır da, çünkü biz hep ileriye ve daha iyisine doğru programlandığımız için elimizdeki araçları yetersiz bulur ve onu (eğer olumlu işlevlerini kullanamıyorsak) yadsırız.
    Aydınlanmış insanlar, din ve Tanrı inancı bilincine, bunların siyasal iktidarlar tarafından baskı ve sömürünün aracı haline getirildikleri için fark ederler. Siyasal iktidar mücadelesi her alanda olduğu gibi ideolojik alanda da yürütülür. İktidarda olanlar, din ve Tanrı inancının yarattığı tevekkül ve itaat kültürünü kendi çıkarları için kullanırken ilericiler de bunların gerçekte ne olduklarını anlatarak insanları aydınlatmaya ve kendi saflarına kazanmaya çalışırlar.
    Bu mücadele sürecinde insanoğlu (aydınlanmış insanlar) eğer herhangi bir şeyin olumlu işlevini kullanamıyorsa onu unutmaya veya inkar etmeye yatkın davranır. Bu nedenledir ki ilericiler hep din ve Tanrı inancını olumsuz tarafıyla düşünmüş, incelemiş ve gündeme getirmişlerdir ki nitekim hep de böyle bilinmişlerdir.
    Bu anlayış değişmeden uzun erimli kitle desteğine sahip olmak da pek mümkün gözükmemektedir. Yani sadece siyasal mücadelede yöntem ve tarzın değişmesi değil aynı zamanda bilincin de değişmesi gerekiyor. Bir şey hep sadece olumsuz yönüyle vurgulanırsa, o zaman hem ona uzlaşmaz bir şeklide yabancılaşırız hem de onu bir daha kullanamayız.

    Aslında din ve Tanrı bilinci, kökeni insanın varlık olmasında (örn. psikolojisinde) yatmakla birlikte her açıdan toplumsal bilinçtir. Tıpkı sanat, edebiyat, hukuk, ahlak ve felsefe gibi.
    Bunlar ne zaman ortadan kalkarsa din ve Tanrı bilinci de o zaman ortadan kalkar. Nasıl ki felsefe, sanat, edebiyat, hukuk ve siyaset bizi ilgilendiriyorsa ve bunları toplumsal hayatımızı var etmek için kavrıyor ve bunlara yoğunlaşıyorsak aynı tavrı din olgusu karşısında da göstermeliyiz. İnanmak zorunda değiliz fakat milyonların hayatını belirleyen bir olgu olması nedeniyle dinler de düşünsel pratiğimizin önemli bir unsuru olmalıdır.
    İktidarlar bize sürekli bir görev paylaşımı dayatmaktadırlar: din bizim olsun felsefe sizin. Bu görev paylaşımını kabul etmek zorunda değiliz.
    Olgulara diyalektik yaklaşma sadakatini elden bırakmamak lazım… Sadakat lafla değil içselleştirmeyle olur. Yoksa her şey döner bizi vurur…
    İnsanın kendi elini kullanamaması gibi…

    Sadık Usta
    Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır.

    İlgili Makaleler

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Anadolu’nun yaşayan bilgelerinden biridir Sadık Usta... Evet, gerçek bir bilge, aydın, çok güzel bir yürektir... Elimde olsa “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” kitabını okullarda okuturum...

    Sunay Akın

    Şair, Yazar, Araştırmacı, Oyuncu

    Felsefeci ve yazar Sadık Usta kardeşim “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” (Kafka Yayınları) adı altında bir felsefe tarihi yazıp yayınladı. “Ortak Akıl”ı akıl saymayan, kendi bağımsız ve özgür aklına sahip çıkan, akıllı akıllara ilgi duyan ve her şeyi sorgulayan insanlar için… Bu pehlivanca çabayı saygı ile selamlıyorum...

    Özdemir İnce

    Şair, Yazar, Gazeteci

    Son Yazılar

    Çinli Filozoflar Öğretilerini Neden Sayılara İndirgiyorlar?

    Ütopya’ya Giden Yol… Çin felsefe ve siyaset geleneğinde program ve hedeflerin hep sayılara indirgendiğini görürüz. Örneğin Çin’in ilk Cumhurbaşkanı Sun Yatsen’in “Üç...

    Konfüçyüs’ten Siyaset Dersleri

    Konfüçyüs’e toplumsal sorunlara kafa yoran ve toplumları değiştirmeyi amaçlayan politik insanlara ne yapmaları gerektiği sorulduğunda şöyle buyurmuş. 1. Eğer bir...

    İNDİRİMLİ SATIN ALIN

    % 40
    Hem felsefe hem de sanat yöneldikleri varlığı yansıtır ve onu yorumlarlar. Bu yüzden her ikisinde de yaratıcılık söz konusudur.

    Kategoriler