• Yazılarım
  • Kitaplarım
  • Basında Yankılar
  • TV Program
  • Etkinlikler
  • Özgeçmiş
More

    Doğu’da Ütopya Yok mu? Erdemli Kentin Eşit ve Mutlu Yurttaşları

    8 Haziran 2019

    Okuma: 243

    İhvan-ü Safa Birlikteliği

    Öteden beri birçok insan Doğulu kültürlerin ütopya üretemeyeceklerini ileri sürerler. Peki bu doğru mu? Tabii ki değil. İnsanın insan tarafından sömürülmesinin tarihi, aynı zamanda ütopyalar tarihidir de. İnsan ezildiği, zulme uğradığı andan itibaren çeşitli kıssalar uydurmuş, masallar düşünmüş, ideal toplum projeleri tasarlamıştır.

    10. yüzyılda İslam dünyasında ortaya çıkan akılcı olduğu gibi eşitlikçi düşüncelere sahip olan İhvan-ü Safa akımı, dünyanın ilk kolektif ansiklopedisini de hazırlamış. 52 risalesinde oluşan bu risaleler, birçok kıssa, mesel ve fabl içermektedir. Bu kıssaların amacı insanları aydınlatmak, bilimsel ve akılcı çabalara vurgu yapmak ve neticede insanlığın mutlu olacağı ideal bir toplum düzeni kurmaktır. Aşağıdaki kıssa da bu amaçla yazılmış olanlardan biridir.

    İdeal Toplum Adası

    “Anlatıldığına göre okyanusun ortasında, bir adanın tepesinde birçok açıdan nimetle donanmış bir kent varmış. Burası öyle güzel bir adaymış ki hem havası çok yumuşak hem huzur dolu hem suyu tatlı hem toprağı verimli hem de birbirinden lezzetli meyveleri olan ağaçlarla doluymuş. Hatta adada birbirinden ilginç hayvan türleri de yaşarmış. İnsanlar ise sanki birbirinin kardeşi ve kuzenleriymiş gibi barış ve mutluluk içinde yaşarlarmış.

    Onlar yüreklerinde sadece merhamet, şefkat ve sevgi barındırırlarmış. Öyle ki kıskançlık, nefret ve düşmanlık nedir bilmezlermiş. Onlarda, kötü karakterli insanlarda görülen bozgunculuk, zalimlik ve benzeri kötülükler görülmezmiş.

    Bir gün ada sakinlerinden bir grup adam, gemiyle denize açılmış. Şiddetli bir fırtınaya tutulan gemileri parçalanınca onlar da zar zor kalaslara tutunarak bir başka adaya sığınmışlar. Bu adada da yüksek ormanlık tepeler ve çeşitli meyve ağaçları varmış fakat meyvelerinin pek tadı yokmuş. Suları kirli, pınarları bulanıkmış. Adada birçok karanlık in ve mağaralarda yaşayan yırtıcı hayvanlar barınıyormuş. Fakat söz konusu adanın esas sakinleri maymunlarmış. Bir de adada hem onları hem de diğer yırtıcı hayvanları kendine yem olarak seçen büyük bir kuş yaşarmış.

    Neticede kazazedeler ağaç yapraklarına sarınarak korunmuşlar ve adanın dört bir yanına dağılarak kendilerine yiyecek, su ve sığınak aramışlar.

    Bir süre sonra da maymunlarla temasa geçmiş ve onlarla çiftleşerek çoğalmışlar. Gel zaman git zaman, böylece onlar da sığındıkları yeni adayı kendilerine yurt bellemiş ve bir zamanlar mutlu bir hayat sürdükleri kendi adalarını da unutmaya başlamışlar. Sonra binalar ve evler inşa etmiş ve fırsat buldukça da mal-mülk istiflemişler. Ardından da dişi maymunları paylaşamamaktan dolayı kendi aralarında kavgaya tutuşmuşlar; hatta birbirinin mallarına göz dikmekle kalmamış, adada ebediyen kalacakmış gibi bir de köklü bir şekilde yerleşmeye başlamışlar. Böylece aralarında düşmanlık ve nefret baş göstermiş ve en sonunda da aralarında savaşlar patlak vermiş.

    Ne var ki adamlardan biri bir gece rüyasında, geldiği adaya geri döndüğünü görmüş. Hemşerileri onu sevinçle karşılamışlar fakat onu üzerindeki kirli giysileri ve sefil haliyle de kente almak istememişler. Onu önce kentin kapısının önündeki pınarda güzel bir yıkamışlar, saçlarını ve tırnaklarını kesmişler; ona yeni giysiler giydirmiş ve sonra da bir atın üzerine oturtarak kente bu halde giriş yaptırmışlar. Herkes onu sevinçle, güler yüzle karşılamış; herkes ondan yaşadıklarını anlatmalarını istemiş ve özellikle de diğer arkadaşlarının akıbetini sormuşlar. Etrafını saran insanlar onu geri dönmekten dolayı kutlamışlar. O ise Tanrıya, onları hem boğulmaktan hem de diğer adada maymunlarla birlikte geçirdiği sıkıntılı günlerden kurtarmış olmasından dolayı çok minnettarmış.

    Adam önce bunların hepsinin gerçek olduğunu sanmış fakat uyandığında kendisinin hala maymunlar adasında bulunduğunu fark etmiş. Bu duruma çok üzülmüş; dertlenmiş ve kendini toplumdan soyutlayarak hüzünle bir kenara çekilmiş. İçinden çıktığı toplumu ve adasını çok özlemiş. Oraya her halükarda geri dönmek istemiş. Sonra da rüyasını bir arkadaşına anlatmış ki o da dertlenmiş ve geçmiş zamanın ona unutturduklarını anımsamış; özellikle yurdunu, birlikte yaşadığı insanları ve oradaki mutlu hayatını özlemiş. İki arkadaş karşılıklı dertleşmişler ve bu durumdan nasıl kurtulabileceklerine ilişkin planlar düşünmüşler. Akıllarına ağaç toplamak, bir gemi yapmak ve bununla da geri dönmek gelmiş. Böylece her ikisi, kararlaştırdıkları planı gerçekleştirme, çalışırken tembellik etmeme, yapacakları işte ısrarlı olma ve amaçlarını gerçekleştirmek için her şeyi göze alma konusunda birbirilerine söz vermişler. Sonra da bu plana başkalarını da dahil etmenin yararlı olacağını düşünmüşler. Her defasında yeni bir insan kazandıklarında amaçlarına ve geri dönüş planlarına daha da yaklaştıklarını fark etmişler. Günler geçip giderken o ilk iki insan, diğer arkadaşlarına sürekli esas yurtlarını hatırlatarak onların vatanlarına olan özlemlerini diri tutmuşlar.

    Önce yeni bir grup oluşturana kadar dağılmışlar. Ama sonra kestikleri ağaç ve işledikleri odunlarla söz konusu gemiyi inşa etmek için yeniden bir araya geldiklerinde garip bir olay olmuş. Birden göklerde o büyük kuş belirmiş ve adamlardan birini kaptığı gibi uçup gitmiş. Fakat kuş yükselirken birden “bu da ne” demiş, pençelerinin arasında maymun değil bir insan varmış.

    Sonra uçmuş uçmuş ve adamı geldiği adaya kadar götürdükten sonra onu evinin çatısına bırakmış. Adam önce nerede olduğunu kavrayamamış fakat sonra kendi evinde ve insanlarının arasında bulunduğunu anlamış. Hemen kuştan her gün arkadaşlarından birini kapıp buraya getirmesini ve kendisini bıraktığı gibi onları da evlerine getirmesini dilemiş. Adada kalan arkadaşları ise onun büyük kuş tarafından kaçırılmasına çok üzülmüş ve kendi aralarında ağlaşıp durmuşlar. Çünkü kuşun onu ne yaptığını bilmiyorlarmış. Keşke onlar da arkadaşının durumunu ve onun onlar için ne dilediğini bilebilselermiş.

    Kıssadan Hisse

    İşte, İhvan-ü Safa Birlikteliğinin, kendilerinden önce ölüm yolculuğuna çıkan arkadaşları hakkındaki duyguları bunlarmış. Neticede bu dünya, maymunsu insanların yaşadığı o adaya benzer. Kuş ölümü temsil eder, gemileri parçalanan kazazedelerse Tanrının dostlarıdır, onların geldikleri ada ise öbür dünya.

    Görüldüğü gibi bütün bunlar, kardeşlerimizin karşılıklı yardımlaşma ve ölümün onlardan aldığı kardeşleri hakkındaki düşünceleridir.

    Ey kardeş! Gaflet ve cehalet uykusundan uyan!

    Not: Bize ait olan bu çeviri, Friedrich Dieterici, Die Philosophie der Araber im IX. und X. Jh. aus der Theologie des Aristoteles, den Abhandlungen Alfarabis und den Schriften der Lauteren Brüder, I, J.C. Hinrich’sche Buchhandlung, Leipzig, 1876, s.107-109’dan yapılmıştır.

    Sadık Usta
    Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    İlgili Makaleler

    2,163BeğenenlerBeğen
    4,774TakipçilerTakip Et
    45,000TakipçilerTakip Et
    320AboneAbone Ol

    Anadolu’nun yaşayan bilgelerinden biridir Sadık Usta... Evet, gerçek bir bilge, aydın, çok güzel bir yürektir... Elimde olsa “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” kitabını okullarda okuturum...

    Sunay Akın

    Şair, Yazar, Araştırmacı, Oyuncu

    Felsefeci ve yazar Sadık Usta kardeşim “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” (Kafka Yayınları) adı altında bir felsefe tarihi yazıp yayınladı. “Ortak Akıl”ı akıl saymayan, kendi bağımsız ve özgür aklına sahip çıkan, akıllı akıllara ilgi duyan ve her şeyi sorgulayan insanlar için… Bu pehlivanca çabayı saygı ile selamlıyorum...

    Özdemir İnce

    Şair, Yazar, Gazeteci

    Son Yazılar

    Turkuaz TV Toronto Söyleşi

    Gazeteci Hüsna Sarı, Sadık Usta ile COVID döneminde nelerin değiştiğini, ve sonrasında Dünyayı nelerin beklediğini oldukça farklı bir noktadan ele alarak...

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Etkinliğinde Felsefe Gözünden Hayata Bakış Söyleşisi. Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Bölüm 1

    İNDİRİMLİ SATIN ALIN

    % 40
    Hem felsefe hem de sanat yöneldikleri varlığı yansıtır ve onu yorumlarlar. Bu yüzden her ikisinde de yaratıcılık söz konusudur.

    Kategoriler