Solda Üslupsuzluk Hastalığı

Fosforlu Cevriye’yi Yazan Suat Derviş’i Bilir misiniz?
Ekim 12, 2019
Masal ve Felsefe
Ekim 12, 2019

Solda Üslupsuzluk Hastalığı

Solda Üslupsuzluk Hastalığı
Bir insanın üslubu, onun ne tür bir insan olduğunu ve nasıl bir dünya kurmak istediğini ortaya koyar.
Sol saflardaki en büyük baş belası üslupsuzluktur. Bir yaygın hastalık gibi de yayılmaktadır.
1. Siyasi rakip olarak gördüğü diğer solcu çevre ve partilere en ağır şekilde hakaret etmeyi, onları “revizyonist, oportünist, dönek, hain, karşı devrimci, vatansız sol, sahte sol” demeyi bir marifet sayar; başı sıkışınca da onlardan destek görme arzusunu pişkince ifade eder.
2. Üslubu her zaman keskindir. Bağnaz bir Ortaçağ Hıristiyan papazı gibi saldırgan ve hep kılı kırk yarar. Hep en doğru olan kendisidir ve diğerlerinin yeri çoktan tarihin çöplüğüdür, ama kendi konumuna bakmaz. Etrafına topladığı birkaç yüz kişinin onayını almayı en büyük başarı zanneder.
3. Daima en doğru programı, teoriyi, siyaseti ve öneriyi kendisinin temsil ettiğini düşünür, diğer insanların, çevre veya partilerin hata yapması, farklı düşünmesi hoşuna gider, çünkü böylece onlardan farkını ortaya koyabilecektir. Diğerleriyle birleşmeyi düşünmediği gibi, ortak yan da aramaz; sabah kalkar kalkmaz ilk işi bugün kime laf çaksam diye sosyal medyada gezinmektir. Olgunluk ona göre değildir ve sürekli başkalarıyla didişmek için fırsatlar kollar.
4. Daima fikir değiştirir ama her zaman haklı çıktığını iddia eder. Bazen 180 derece bile döner birkaç ay önce söylediğinin tersini de söyler. “Nasıl olsa kimse hatırlamıyordur” der ve yoluna devam eder. Her zaman en doğruyu kendisinin temsil ettiğini iddia eder ve kendi görüşüne katılmayanlarla alay etmeyi, onları küçük düşürmeyi büyük bir başarı olarak görür.
5. Dervişlik, çelebilik, olgunluk, bilgelik, efendilik onun açısından zayıflık belirtisidir. Ne kadar kaba olursa; ne kadar saldırgan, ne kadar itici olursa o kadar çok ilkeli davrandığını, prensip sahibi olduğunu ve doğruyu temsil ettiğini sanır. Çelebilik, tevazu out… Nobranlık, saldırganlık in…
6. Biri iyi bir şey mi yapmış, iyi bir yazı mı yazmış; veya ilginç bir fikir mi ortaya atmış, bundan dehşet rahatsız olur. Her zaman en iyi şey ona ait olmalıdır, Olumlu şeyler onun hanesine yazılmalıdır. Biri olumlu bir tavır mı göstermiş. Hemen gümrük memuru, mahkeme hakimi, şeyhülislam kesilir ve söylenenin, yapılanın yeterli olmadığını buyurur. Olumlu adımları beğenmez, yukardan konuşur ve insanı olumlu bir adım atmış olmaktan dolayı bin pişman eder. “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” ilkesini vurgulayıp durur; ancak ruhunu kıskançlık, haset, çekememezlik ve küçüklük kompleksi sarmıştır. Bu tavır ve davranışlar, kapitalizmin rekabetçi ve özel mülkiyetçi anlayışının bir tezahürü değil midir?
Bu hastalığın kökü kazınmadan herkesin özgür ve eşit olduğu bir dünyanın kurulması mümkün mü? Ya da özgürlükler dünyasını bu insanların kurması mümkün mü? Bunların tavrıyla, yaptıklarının din ve Allah kelamına uygun olduğunu söyleyenlerin arasında bir fark var mı? 

Sadık USTA
Sadık USTA
Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır. / Isaac Newton

Bu konu başlığı ile ilgili düşüncelerinizi benimle ve diğer site ziyaretçileriyle paylaşmaktan çekinmeyin.

Araç çubuğuna atla