Das Kapital’in Fikir Babası Kimdi?

Neden İtiraz Ederiz?
Ekim 12, 2019
Tarihte Büyü, Din ve Tanrı İnancı Toplumsal Geriliğin İfadesi Olarak mı Ortaya Çıktı?
Ekim 12, 2019

Das Kapital’in Fikir Babası Kimdi?

Kapital’in Fikir Babası Kimdi?

Kuşkusuz kapitalizmin, sermaye birikiminin ve sömürünün yasalarının el kitabı olan Kapital’in yazarı Karl Marx’tır.

Peki ama Kapital’deki görüşleri ilk kim dile getirmişti bunu biliyor muyuz?

Ya da bu kitabın altyapısını oluşturan fikirleri ve malzemeleri ilk kez toplamakla kalmayan, aynı zamanda Marx’ı zaman kaybetmeksizin yazma işine girişmesi için sıkıştıran ve hatta eserin bir an önce basılması için yayınevi bile temin eden kimdi? Tabii ki Friedrich Engels. Yani Marx’ın en yakın dava ve çalışma arkadaşı, namı diğer “İkinci Keman”…

Marx ve Engels

Peki nasıl oldu bu?

Marx’ın Komünizme Yönelmesi

Yıllar önce, Latin Amerikalı bir partinin (sözüm ona komünist) Engels’i büyük devrimciden saymadığını, onu artık Marx’la birlikte anmayacaklarına dair bir karar aldıklarını okuduğumda doğrusu şaşırmıştım. Güya Engels, Marx’ın ayarında biri değilmiş, sığ ve birçok hatalı görüşün sahibiymiş, hatta Marx’ın görüşlerini sonradan sulandırmışmış…

Bunların hepsinin kaynağı bilgisizliktir…

Marx’ın da Kapital’de sıklıkla vurguladığı gibi Engels, hem kapitalizmin örnek yapısını oluşturan İngiliz kapitalizmini, hem İngiliz işçi sınıfının içinde bulunduğu sefalet koşullarını hem de ekonomi politiğin yasalarını en iyi bilenlerden biridir. Hatta daha da ileriye giderek şunu vurgulayalım: makaleleriyle hem ekonomi politiğin kuramsal birikimini hem de sanayi proletaryasının mücadele tarihini Marx’ın görüş açısına sokan ve bir bakıma onun “komünizme” yönelmesini sağlayan da odur.

Engels, Marx gibi akademik kökene sahip değildir. Hatta liseyi bile bitiremez. Ama askerliği sırasında, Berlin Üniversitesi’ndeki derslere girerek Hegel felsefesine ilişkin derin bir bilgiye sahip olmuştu. Kendisini o andan itibaren de “Sol Hegelci” olarak tanımlamaktadır.

Fakat babası, İngiliz kapitalizminin merkezi sayılan Manchestar’da bir dokuma fabrikasına ortaktır. Bu nedenle de babası Engels’i, onu biraz da zorlayarak İngiltere’ye göndermiş ve fabrikanın muhasebe bölümünde staj görerek bir meslek sahibi olmasını istemişti. Bu sayede Engels, hem kapitalizmi yerinde görmüş hem işçi sınıfının içinde bulunduğu sefalete tanık olmuştu. Dolayısıyla en gelişmiş kapitalist ülke olması nedeniyle İngiltere’de işçi sınıfı devrimciliğinin nasıl yapılması gerektiğini de bizzat pratiğine katılarak orada öğrenmişti. Bu arada kendi kendine teorik araştırmalara girişmiş; birçok iktisat kuramcısının eserleriyle tanışmış ve sonra bu bilgilerini her fırsatta Marx’la paylaşmıştır. Kapitalizmin ilk yetkin analizi de ona aittir.

Dahası Engels, aynı dönemde hem Fransız ütopik sosyalistlerinin komünist teorik birikimiyle hem Amerika’daki eşitlikçi-sosyalist komünlerin pratiğiyle tanışmış ve onlardan komünistlerin örgütlenme modellerini de öğrenmiştir.

Engels daima bütün bu birikimini hiç beklemeden Alman kamuoyuyla paylaşmıştır. Şu tesadüfe bakın ki Engels’in kaleme aldığı yazılar, Marx’ın kısa bir süre sonra başına geçeceği liberal burjuvazinin yayın organı Rheinische Zeitung’ta yayımlanmaktadır.

Kapital’in Ana Malzemesinin Kaynağı

1839’dan itibaren Engels, söz konusu dergide ardı ardına makalelerini yayımlatır.

Bugün Marx ve Engels’in ilk yazılarından itibaren eserlerinin toplandığı MEW’lerin 1., 2. ve 3. cildinde yer alan makale başlıklarına bir göz atmak bile konuyu aydınlatmaya yeter:

-İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu.

– Ekonomi Politiğin Eleştirisinin Ana Hatları (Kapital’in alt başlığı da Ekonomi Politiği Eleştirisi’dir).

– Tahıl Yasaları.

– İç Krizlerin Nedeni?

– Kıta Avrupa’sında Sosyal Reformların Gelişimi.

– İngiltere’nin geçmişten gelen siyasi ve ekonomik tarihini ele alan birçok makale dizisi…

Peki bu sırada Marx neyle meşguldü? Esas olarak felsefeyle, daha doğrusu doruk noktasını Hegel’in oluşturduğu idealist Alman felsefesiyle hesaplaşıyordu. Feuerbach’a yönelik eleştirilerse, sonraki yıllarda, Engels’le tanıştıktan ve onunla birlikte devrimci pratiğe girdikçe derinleşecekti.

Hatta şunu da iddia edebiliriz ki Marx’ı esas olarak devrimci kulvara sokan, onun işçi sınıfının devrimci rolünü görmesine sağlayan da Engels’in kendisidir.

Nitekim Marx bunu ona yazdığı bir mektubunda, “biliyorsun her konuda arkadan gelirim, her zaman senin ayak izlerini takip ederim” diye onun hakkını da teslim eder. Marx sonraki yıllarında Rus tarihine yönelirken de Engels’in ayak izini takip edecektir. Yani Engels bir bakıma Marx’ın teorik kılavuzudur.

Mücadele İçinde Pekişen Dostluk

Rheinische Zeitung’ta Engels’in yazıları yayımlandıkça, Marx’ın ufku genişlemiş ve o da günden güne Engels’in takip etmekte olduğu patikaya yönelmiştir. Artık ikilinin buluşması kaçınılmazdır. Önce yazışmalar, ardından ünlü Paris buluşması gelir…

Esas derinleşmeyse, Engels’in Marx’ı adeta elinden tutup İngiltere’ye götürmesi; orada 6 hafta boyunca işçi sınıfının yoğun olduğu Manchestar’ı tanımasını sağlaması, onu işçi sınıfı hareketiyle ve Çartist hareketin liderleriyle buluşturması ve ardından da Londra’daki komünist Alman göçmenlerle tanıştırmasıyla gelir. Orada Marx bir iki haftayı da kütüphanelerde geçirerek ekonomi politiğin kuramsal alanına giriş yapar.

Döndüklerinde ikilinin hayat boyu devam edecek dava arkadaşlıklarının temeli de atılmış olur.

Engels daha ilk tanıştığı anda Marx’ın sorunlara yaklaşımının ve konuları kavrayışının alışık olunmayan bir hızda ve derinlikte olduğunu fark edecektir.

Bu nedenle de daha ilk andan itibaren Marx’ın bilimsel araştırmalara yoğunlaşması, işçi sınıfı davasının ihtiyacı olan teorik tezleri ve programları yazması için elinden geleni yapmıştır. Buna Engels’in 1850 yılından itibaren, Kapital’in yazıldığı 20 yıl boyunca sırf Marx teorik çalışmalarını yapabilsin diye, düzenli olarak sağladığı mali destek de dahildir.

Şimdi yeniden başa dönersek…

Engels, sadece Marx’ın ufkunun genişlemesinde birçok kritik ve tayin edici etkide bulunmamış aynı zamanda kitaplarını yayımlayabilsin diye de görüşmeler yapmış, oturup Kapital’i yazması için onu durmaksızın sıkıştırmış ve eli rahatlasın diye de mali destekte bulunmuştur.

Engels bütün bunları, devrime olan bağlılığı nedeniyle yapmıştı, çünkü işçi sınıfı hareketinin ihtiyaç duyduğu bilimsel eserler ancak Marx’ın kaleminden çıkabilecektir. Bu yüzden de Engels her fırsatta “ben hep ikinci kemandım” demiştir…

Sadık USTA
Sadık USTA
Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır. / Isaac Newton

4 Comments

  1. Mirza SEVİLMİŞ dedi ki:

    Anlamlı bilgi ışığında yaptığınız paylaşım
    Güzel doğrusu Engls, Marx okumadım veya düşük düzeyde bilgi edinmiş tim
    Kapitali bir bütün halinde bulamadım kitapçılarda
    Sağlıkla yaşayın sadık bey Atatürk sevdalısı olarak sizi tanımak yazılarınızı kitaplarınızı okumak dağarcığı ma çok şey katıyor sağolun

    • Sadık USTA dedi ki:

      Mirza Bey çok memnun oldum. Dünyayı Değiştiren Düşünürler c.4’te Marx ve Marksizme bayağı yer ayırdım. Ayrıca Das Kapital eserinin Yordam Kitap’tan çıkmış iyi bir çevirisi bulunmaktadır. Sevgiler

  2. Serpil Üstün dedi ki:

    Merhaba
    Yazınız bana 2017 de vizyona giren “The Young Karl Marx ” filmini hatırlattı. Sizin için ve sıkı felsefeciler için doyurucu bir film olmayabilir. Nihayetinde bir belgesel değil ve doğasında sinema kaygısı taşımak zorunda olan bir yapım. Filmin Marx’ı anlattığı sanılsa da aslında sizin üzerinde durduğunuz Engels’i anlatmış.
    Sağlıkla kalın….

Bu konu başlığı ile ilgili düşüncelerinizi benimle ve diğer site ziyaretçileriyle paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi:
Araç çubuğuna atla