Engizisyonun Galileo’ya Zorla Okuttuğu Tövbe Metni

İnancın Temeli ve Felsefi Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?
Mart 18, 2021
Spinoza’nın Tanık Olduğu Barbarlık
Mart 21, 2021

Dünya Dönmeye Devam Etmiyor mu?

17. yüzyılda yaşayan biliminsanlarının edindikleri en önemli görevlerden biri, Avrupa’ya yüzyıllardır hükmetmekte olan skolastik felsefenin etkisini kırmaktı. Çünkü skolastik felsefe, doğada olan biteni belirleyen ve tanrısal olduğundan emin olunan “gizli ve mutlak” olguların varlığını vaaz ediyordu. Bu felsefi akıma göre insan aklı sınırlıydı ve dolayısıyla doğanın bilgisine ancak Tanrının izin verdiği kadar, o da bir ucundan ulaşılabilirdi. Dönemin biliminsanları, skolastik felsefenin ileri sürdüğü ve aslında hiçbir bilimsel temeli bulunmayan söz konusu argümanların yerine gerçek ve doğal olgulara dayanan, deneyle kanıtlanabilen bilimsel tezler ileri sürmekteydiler.

Bilimsel alandaki başarı ve atılımlar, skolastik felsefenin kamuoyu üzerindeki etkisini kırmak açısından tarihsel önemdeydi. Bilimsel deneyler yapmak, doğa olaylarına ilişkin gözlemde bulunmak, analitik yöntemi kullanarak fizik ve mekanik alanda araştırma ve incelemelere girişmek, bilim alanında henüz yeni yeni gelişmekte olan bir yöntemdi. Son yüzyıldaki gelişmeler, Katolik kilisesinin tartışılmaz otoritesine büyük darbeler indirmişti.

Yeni bilimsel bakış açısıyla donanmış düşünürlerle, bağnaz ve dogmatik gelenekçiler arasındaki yürütülen mücadelenin esas alanı, üretim ekonomisinin, sanatın ve bilimin en çok gelişmiş olduğu İtalya’ydı.

1564 yılında Pisa’da doğan Galileo Galilei (1564-1642), ilerleyen yaşlarında bilim ve felsefe dünyasında derin izler bırakacak önemli başarılara imza atmıştı. Galileo önce Pisa’da, sonra Floransa ve Padua’da matematik öğrenimi görmüştü. 1611 yılında Roma’da akademi üyeliğine seçilirken artık o, evrensel kültürle donanmış tipik bir Rönesans aydınıydı. Matematik, fizik, mühendislik, astronomi ve felsefe onun başlıca çalışma alanlarıydı. Hatta sonradan edebiyata ilgi duyduğu ve öyküler yazdığı da keşfedilecektir. Ardından sanatın birçok alanına ilişkin muazzam çalışmalar yaptığı da biliniyordu. Onun doğabilimleri alanındaki ansiklopedik bilgisi, en az bir yüzyıl boyunca kendinden bahsettirecektir. O, matematiğe yaptığı katkılarıyla o günün doğabilimlerinin gelişmesinde de önemli bir rol oynamıştı.

İki yüzyıla yakın bir zamandır (Kopernik’ten bu yana) dünyanın, evrenin merkezi olmadığı ve yerkürenin kendi ekseninde döndüğüne ilişkin teoriler kanıtlandıkça, Katolik kilisesini bir telaş almıştı. Kilisenin yüzyıllardır savunageldiği dünya merkezli evren modeli, birçok açıdan çürütülerek tartışılır hale gelmişti. Fakat Kilise bu gerçeği kabul etmemekte ısrar ediyordu çünkü tanrısal olduğu iddia edilen bir kuramın çökmesi, kilisenin bütün inanırlığını yerle bir edecekti. Daha birkaç yıl önce filozof Giordano Bruno (1600), aykırı görüşleriyle kilisenin tezlerini esastan tartışılır hale getirmişti. Bu yüzden 1600’de Roma’da diri diri yakılmıştı. Engizisyon mahkemeleri aralıksız çalışıyordu. Galileo da bir süredir gözetim altındaydı ve o da aykırı görüşleri nedeniyle dikkatleri üzerine toplamıştı.
Bazı şikayetler üzerine Galileo hakkında soruşturma başlatan Katolik Kilisesi, ona eğer susmazsa işkence yapılacağını ve hatta bu soruşturmanın ölüm cezasıyla sonuçlanacağını da açıklamıştı. Susmamakta ısrar eden Galileo en sonunda engizisyon mahkemesinin zoruyla bir itirafname imzalamak durumunda kalmıştı. İirafnameye rağmen onun, mahkemeden çıkarken “Eppur si muove!”, yani “dünya hâlâ dönmeye devam ediyor” dediği rivayet edilmiştir.

Galileo, bilimsel faaliyetini, Kopernik’in yeni evren öğretisini reddetmeden hayatının sonuna kadar devam ettirmiştir. Bu süreci Bertold Brecht, Galilei’nin Yaşamı adlı eserinde muhteşem bir kurguyla bilim-inanç çatışmasını ve bilimadamının bunun karşısındaki görevini tiyatroya aktarmıştır.

Galieo Galilei’den Ölüm Tehdidiyle Alınan İtirafname

Ben Galileo Galilei, merhum Floransalı Vincezno Galilei’nin oğlu, yetmiş yaşında, şahsen mahkeme huzurunda ve siz saygıdeğer Eminenslerin [seçkinler], Hıristiyan dünyasındaki sapkın görüş ve kötülüklerle mücadele etmek için kurulmuş saygın baylar Kardinal Genel Engizisyon Kurulu önünde diz çökerek ve onların yüzüme karşı tuttukları Kutsal Kitap’a el basarak yemin ediyorum ki Kutsal Katolik Kilisesi ve Havari Roma Kilisesi’nin hakikat olarak kabul ettiği, vaaz ettiği ve öğrettiği her şeye her daim inandım ve şimdi Tanrı’nın yardımıyla gelecekte de inanacağım. Bana tebliğ edilen Kutsal Mahkeme Heyeti’nin emri uyarınca, yanlış bir şekilde savunageldiğim Güneşi’n Dünya’nın merkezi ve hareketsiz olduğu, dünyanın merkez olmadığı ve hareket ettiği şeklindeki görüşümü bütünüyle terk ediyorum ve söz konusu öğretiyi gerçek olarak kabul etmiyorum, savunmuyorum, herhangi bir şekilde anlatmayacağım, ne yazılı ne de sözlü ve bana gösterildiği gibi, söz konusu öğreti, Kutsal Kitap’la çelişmekte; daha önceden mahkûm edilmiş söz konusu görüşlerimi ifade eden bir kitap yayımladığım ve söz konusu görüşleri savunmak için birçok argüman öne sürdüğüm, onu çürüten hiçbir görüş ifade etmediğim için ve bütün bunlardan dolayı, yani Güneş’in Dünya’nın merkezi ve hareketsiz ve Dünya’nın merkez olmadığı ve hareket ettiği görüşüyle kutsal Engizisyon Kurulu önünde kendimi şüpheli duruma düşürdüm. Bu yüzden siz saygıdeğer Eminensler ve bütün Hıristiyanların hakkımda duyduğu haklı şüpheyi gidermek için yemin ediyorum; bütün kalbimle ve yalana başvurmadan bütün inancımla söz konusu yanlışları ve sapkın görüşleri ve Kutsal Kilise ile çelişen her türden görüş ve mezhepleri lanetliyorum ve kahrolmalarını diliyorum. Yemin ediyorum ki bundan böyle beni herhangi bir şekilde şüpheli bir duruma düşürecek ne yazılı ne de sözlü bir şey ifade edeceğim ve ayrıca eğer herhangi bir sapkın görüşe sahip biriyle veya görüşle karşılaşırsam, onu ve bu görüşlerin sahiplerini şimdi huzurunda bulunduğum Engizisyon Kutsal Heyeti’ne ihbar edeceğim.Ayrıca yemin ediyorum, tövbe ediyor ve söz veriyorum ki huzurunda bulunduğum Engizisyon Kutsal Heyeti’nin şimdi ve gelecekte benimle ilgili verdiği her kararı ve cezayı anında yerine getirecek ve uygulayacağım. Tanrı korusun eğer bir gün, şu anda ettiğim yemine, verdiğim sözlere sadık kalmazsam, onları yerine getirmez ve onlara karşı gelirsem, daha şimdiden kutsal kanonun ve diğer genel ve özel yönetmeliklerin kesinleştirdiği ve ilan ettiği kararlar uyarınca hakkımda verilecek her türden cezaya razı olduğumu beyan ediyorum. Tanrı yardımcım olsun, el bastığım şu Kutsal Kitap şahidim olsun. Ben adı geçen Galileo Galilei, yemin ettim, tövbe ettim, söz verdim ve kendimi kelime kelime kaleme aldığım ve imzaladığım şu belgeyle bağladım.
“Roma, Minerva Manastırı, 22 Haziran 1633.Galileo Galilei, şurada kendi ellerimle kaleme aldığım yazıyla tövbe ettim.

Hem Galileo Galilei hakkında daha fazla bilgi edinmek hem de eserlerinden özenle seçilmiş bölümler okumak için lütfen bakınız: Dünyayı Değiştiren Düşünürler, c.2.

Sadık Usta
Sadık Usta
Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır. / Isaac Newton

Bu konu başlığı ile ilgili düşüncelerinizi benimle ve diğer site ziyaretçileriyle paylaşmaktan çekinmeyin.

Araç çubuğuna atla