• Kitaplarım
  • Basında Yankılar
  • TV Program
  • Etkinlikler
  • Özgeçmiş
More

    Müslüman Toplumlar Neden Artık Ibn Tufeyl’ler Çıkaramıyor?

    İbn Tufeyl (1105-1185)

    İçinde bulunduğumuz toplumsal koşulları derinlemesine anlamak, mevcut „siyasi kargaşanın“ insanı şaşkına çeviren anaforunun dışına çıkarak süreci sakin bir kafayla değerlendirebilmek için zaman zaman geçmiş dönem filozofların ve düşün insanlarının eserlerini yeniden okuma gereği hissederim.

    Benim açımdan bu, bir bakıma köklerimize ve öze dönüştür.

    Bundan tam 10 yıl önce (altını çizerek okuduğum kitapların künyelerine okuduğum tarihleri not ederim, Temmuz 2007) İbn Tufeyl’in Hayy Ibn Yakzan’ını okumuşum. Geçenlerde yeniden elime aldım söz konusu eseri…

    Hayy Ibn Yakzan’ın üslubu ve kurgusu çok yalın ve sade. Ama Ibn Tufeyl’in her kelime ve cümlesi yoğun felsefi anlamlar yüklü…

    Önümüzdeki haftalarda Ibn Tufeyl’in bu eserinden daha çok bahsedeceğiz, ancak bugün şu soruya yanıt arıyoruz:

    Müslümanlar neden yeni Ibn Tufeyl’ler çıkaramıyor?

    Ibn Tufeyl Kimdir?

    Ibn Tufeyl, ilginç bir düşünür…

    Kısaca biyografisine ve eserine dair bazı bilgiler verelim: 1110 yılında Endülüs’te doğmuş, 1185’te Marrakeş’te ebediyete göç etmiş. Hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz, ancak tıp, matematik ve astronomi okumuş. Sonradan Ibn Rüşd’ün tavsiyesi üzerine Muhavvid’lerin hükümdarı I. Ebu Yakup Yusuf’un hem özel hekimi hem de bir süreliğine veziri olmuş.

    Ibn Sina, Thomas More ve Francis Bacon gibi o da hem filozof hem de yüksek devlet görevlisi olarak görevler üstlenmiş…

    Platon’un da Devlet adlı eserinde tartıştığı ve filozofların en çok korktukları ve kendilerini sakındıkları işlerdendir hem filozof hem de (muhtemelen zalim) bir hükümdarın hizmetinde çalışmak. Hem zalim ve sağı solu belli olmayan bir hükümdarın emrinde gerektiğinde zulme ortak olarak devlet yöneteceksin hem de adil ve merhametli olmak için çabalayacaksın…

    Mümkün değildir bu… Bu girişimler çoğunlukla trajediyle sonuçlanmıştır. Platon Süraküza’da böylesi bir işe yeltenince az daha kellesinden oluyordu. Thomas More 1535 yılında kellesinden oldu, Bacon ise bir rüşvet suçlamasıyla hem malından mülkünden olmuş hem de hayatının sonuna kadar yalnızlığa mahkum edilmişti. Bir bakıma iyi ki de olmuş diyesi geliyor insanın, çünkü bu sayede uygarlık büyük bir filozof ve bilim adamı da kazanmıştı.

    Ibn Tufeyl, 10.-13. yüzyıllar arasında yükselişte olan İslam uygarlığının ortaya çıkardığı evrensel filozoflardan biriydi. Birçokları gibi onun da on parmağında on hüner var… Ama bu hünerler arasında illa ki felsefe ve siyaset teorisi de var…

    Hayy Ibn Yakzan’ın yazım süreci ve sonra uygarlık tarihinde edindiği konumunun hikayesiyse çok ilginç. Ibn Tufeyl bu eseri büyük bilim adamı Ibn Sina’nın aynı adlı risalesinden (bu da ayrıca bir başka yazının konusudur) esinlenerek kaleme almış.

    Eser toplam 90 sayfadan ibaret, ama büyük filozoflar meramlarını anlatmak için yüzlerce sayfaya da ihtiyaç duymuyorlar. Elimizdeki bilgiye göre Ibn Tufeyl’in dini sorunları tartışan birkaç şiiri daha günümüze kadar kalmış. Başka bir eseri de bilinmiyor. Hayy Ibn Yakzan da ancak 17. yüzyılda keşfedilebiliyor ve sonra da Batı’nın belli başlı dillerine çevrilebiliyor. Türkçeye çevirisi 200 yıl sonra yapılabiliyor. Ama Arapçası daha erken basılmış…

    Eserde devlet teorisi var, bilgi kuramı var, ezeli bir sorun olan din-bilim tartışmasına dair ilginç saptamalar var, Müslüman bilim adamları arasında cereyan eden, Gazali, Ibn Sina ve Ibn Rüşd’ün de dahil olduğu dogma ve yenilikçilik tartışmasının temel sorunlarına ilişkin bilgiler var ve tabii ki bir insanın eğitim yoluyla nasıl biçimlendirilebileceğini tartışan ütopya da var…

    Ibn Tufeyl’den İnsanlık Dersi…

    Bunları başka yazılarda yeri geldikçe tartışacağız, ama bu sefer onun insanoğlunun ezeli günahlarından birine nasıl parmak bastığını aktaracağız: toplumlardaki mal mülk hırsı, açgözlülük, riyakârlık ve cehalete neden olan yöneticilerin kötü kalpliliği…

    Ibn Tufeyl’in bu eseri, Batı’da bilim, felsefe ve edebiyat dünyasını çok etkilemiş.

    Bu da bir başka yazının konusudur…

    Fakat şunu mutlaka belirtmekte yarar var, eser hem ilk Arap romanı (erken burjuva ve kent kültürünün gelişmişliğinin de bir ifadesi olmalı) olarak betimleniyor hem de Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe adlı eserinin yanı sıra sonraki yüzyıllarda yazılan Robinsonadlara esin kaynağı olduğu saptanıyor.

    Çevremize bir bakalım… Müslüman toplumlar neden büyük düşün adamları yaratamıyorlar? Terör ve vahşetin en alçakçası var, batıl inanç, cehalet ve riyakarlık var, din ve Allahla aldatma var, zulüm var, bilim düşmanlığı var am Ibn Tufeyl yok…

    Ibn Tufeyl Müslüman toplumların nasıl bozulduğunu eserinin sonuna doğru şöyle anlatıyor:

    „İnsanlar helak olunca [bozulunca] dünya mallarını toplama yarışında tehlikeli bir boyuta ulaşmışlardı. Mezara girinceye kadar süren bu yarış, kendilerini ebedi mutluluğa eriştirecek ulvi uğraşlardan uzaklaştırmıştı…

    Cehalet, onların ruhlarını istila etmiş, eyledikleri kötü işler kalplerini (ruhlarını) lekelemişti…

    Hayy (romanın kahramanı), bütün bunları görünce kesin olarak anladı ki mükaşefe (inceleyerek keşfetmek) yoluyla erişilen bilgilerin onlara aktarılması mümkün değil; onlardan oruç, namaz, hac, zekat gibi yükümlülüklerden, belirlenmiş miktardan fazlasını beklemenin bir anlamı olmayacak…

    Büyük bir çoğunluğun şeriata ilgi duyuşunun nedeni maişetlerini (geçim derdi) sağlamak…

    Bütün gayesi mal biriktirmek, yemek, içmek, şehvetlerini tatmin etmek, içindeki kin ve nefreti dindirmek için insanları azarlamak, makam ve mevki peşinde koşmak; (sözüm ona) dini yükümlülükleri yerine getirerek insanların gözünü boyamaktan başka bir şey düşünmeyen bir insandan daha kötü bir kişi tasavvur edilebilir mi?“

    Aydınlanmaya ve bilime düşmanlığı kışkırtanların, halka samimi bir şekilde hizmet etme yerine çalıp çırpma derdine düşenlerin, din ve Allah korkusunu kullanarak halkı 21. yüzyılda cehalet batağına sürükleyenlerin yönettiği toplumlarda yeni Ibn Tufeyller çıkabilir mi?

    Devamı alttaki linkte…

    https://sadikusta.com.tr/ulke-ve-uluslar-neden-cokus-yasar/

    Sadık Usta
    Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır.

    İlgili Makaleler

    1,869BeğenenlerBeğen
    4,239TakipçilerTakip Et
    27,432TakipçilerTakip Et
    319AboneAbone Ol

    Anadolu’nun yaşayan bilgelerinden biridir Sadık Usta... Evet, gerçek bir bilge, aydın, çok güzel bir yürektir... Elimde olsa “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” kitabını okullarda okuturum...

    Sunay Akın

    Şair, Yazar, Araştırmacı, Oyuncu

    Felsefeci ve yazar Sadık Usta kardeşim “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” (Kafka Yayınları) adı altında bir felsefe tarihi yazıp yayınladı. “Ortak Akıl”ı akıl saymayan, kendi bağımsız ve özgür aklına sahip çıkan, akıllı akıllara ilgi duyan ve her şeyi sorgulayan insanlar için… Bu pehlivanca çabayı saygı ile selamlıyorum...

    Özdemir İnce

    Şair, Yazar, Gazeteci

    Son Yazılar

    Put Kırcı Akneton

    İlk Tanrılı Dinler Nasıl Ortaya Çıktı?Bir önceki yazımıza (https://sadikusta.com.tr/dinler-nasil-ortaya-cikti-nasil-donustu/ )şöyle son vermiştik: “Tanrıların hiyerarşik ve karmaşık dünyası, büyümekte ve...

    Dinler Nasıl Ortaya Çıktı, Nasıl Dönüştü?

    Bir önceki yazımda, “Din ve inanç sistemleri, toplumların hayatında sadece doktrin ve ahlak ilkesi olarak rol oynamadılar, aynı zamanda entelektüel faaliyetin, felsefi...

    İnsanlaşmanın Sırrı Burada

    Geçen yazımda( https://sadikusta.com.tr/batil-inanclar-hangi-asamada-ortaya-cikar/) genel anlamda inanç sisteminin (totem, büyü, Şamanizm, animizm, tanrı inancı, din) nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıktığını kısaca tartışmıştım.

    İNDİRİMLİ SATIN ALIN

    % 40
    Hem felsefe hem de sanat yöneldikleri varlığı yansıtır ve onu yorumlarlar. Bu yüzden her ikisinde de yaratıcılık söz konusudur.

    Kategoriler