• Yazılarım
  • Kitaplarım
  • Basında Yankılar
  • TV Program
  • Etkinlikler
  • Özgeçmiş
More

    Plotinos’da Tanrı Kavramı… Bir’lik ve Çok’luk Kavramının Diyalektiği

    Plotinos’da Tanrı Kavramı…

    Bir’lik ve Çok’luk Kavramının Diyalektiği

    Plotinos, 203-270 yılları arasında İtalya’da akademi kurmuş, öğrenci yetiştirmiş bir filozof. Kendisi o dönemde Yunan felsefesini en iyi yorumlayanlardan biri olarak bilinir.
 Esas rolünü ise İslam felsefesinin ortaya çıkmasında oynayacaktır. Kuramı ve kimliği pek fazla bilinmez ama tarihsel bir rol oynamıştır. Bir açıdan felsefede bir “ara halka” oluşturmuş. İslam filozofları onun görüşlerini bazen Platon’un bazen de Aristoteles’in görüşleri sanıp devralmışlar, kendi felsefelerine katmışlar dinle felsefenin uzlaşmasını sağlamışlar. Plotinos birçok filozoftan farklı olarak aktif siyasete yön vermeyi düşünmemiş, kendi halinde içsel yolculuklarla (günümüzde bu meditasyon yoluyla yapılıyor) bilgeliğe ulaşmayı önemsiyor. Sonra da tek başına yalnızlık ve sefalet için ebediyete göç ediyor. Plotinos bilimin ve felsefede materyalist anlayışların geliştiği dönemlerde, örneğin Aydınlanma ve 19. yüzyılın ortalarından itibaren unutulurken, idealist felsefi akımların geliştiği ara dönemlerde pek önemsenmiş. Özellikle “Güzellik” kuramıyla birçok düşünüre ilham kaynağı olmuş. Yazılarının kaybolmamasını ise Pers İmparatoru Hüsrev’e borçluyuz. Doğu Roma (Bizans) 6. yüzyılda felsefe akademilerini kapatınca ve aykırı düşünenleri takibata başlayınca İran bütün Platoncuları ve özellikle de bunların en önemli 7 üstadını ülkesine davet etmiş ve sonra da Bizans’a aykırı düşünen filozoflara dokunmama teminatı alınca da onların yeniden Yunan topraklarına göç etmelerine izin vermiş.

    Eserlerinin bize kadar gelmesinin uzun bir hikayesi var fakat en önemli olay, bunların önce Arapçaya ve sonra da yeniden Latince’ye çevrilmiş olmasıdır. Bir bakıma Plotinos’un yazıları, İslam filozofları sayesinde kaybolmamış ve gün ışığına çıkmıştır. Yoksa bunlar tarihin sonsuzluğu içinde yok olup gideceklerdi.

    Şimdi esas nokta şu: Plotinos’un felsefesinde müthiş bir diyalektik öğreti var. “Bir” ona göre tek değil, çokluktur. Örneğin “orman” tek bir kavramdır fakat çok ağaçtan oluştuğu için “bir”dir. Her kavram “bir”liğini çokluğuna borçludur. Her şey çokluk kazanarak “bir” olabilmektedir. İstisnasız her şey ve olgu böyledir. Çokluğunu kaybeden aslında bir’liğini dolayısıyla varlığını kaybetmektedir. Çokluk birlik’e dönüşürken, birlik de çokluğu temsil etmiş olur. Sadece tek bir istisnası vardır: Tanrının ilk saf hali…


    Tanrı’nın ilk saf hali hakkaten çokluk içermeyen “tek”tir ona göre fakat Tanrı bu aşamada kendi bilincinde değildir. O kendisi olmaktan çıktığı anda, yani çokluk haline geldiği anda “bir” olmaktadır. Her şeyin kaynağı da odur. İslam’daki “sudur”, yani kutsal ruhun (Allah’ın) kendisinden taşarak varlıkları oluşturduğu kuramının kökeni de Plotinos’dur.
Şimdi onun Tanrı kavramından bir alıntı sunmak istiyorum:
”Şimdi bütünlüklü anlamda bir olmanın, yani sayıdaki 1 veya tek bir nokta gibi olan “bir”in belirlenmesi gerekiyor. Çünkü söz konusu noktaya, öze ulaşıldığında [var olan her şeyin geriye tek bir noktaya kadar götürülmesi gibi] düşünce hala etkindir; olabilecek en küçük birime ulaştığında, yani hiçbir şekilde bölünemez olana düşüncesini yoğunlaştırdığında, o hala bölünebilendir; fakat öbürü ise bölünebilen aşamada değildir, yani bölünemez anlamda olabilecek en küçük şey halindedir; çünkü o olabileceklerin en büyüğüdür, gerçek reel anlamda büyük değil fakat potansiyel

    anlamında, dolayısıyla bölünemezliği de potansiyel anlamındadır; ve bu aşamadan sonraki aşamada da potansiyel anlamda, yani kütle anlamında bölünemez ve bölünme içermezdir.
Dolayısıyla onun sonsuzluğu, büyüklüğünün ve sayısallığının tartışılamaz olmasından değil, aksine onun içerdiği potansiyelin kavranamaz çapta olduğundan dolayı kabul edilmelidir.” (Plotin, Auswahl und Einleitung: Richard Harder (Seçme Yazılar), Fischer Ver., Frankfurt, 1958, s.73/74)
Nasıl bir soyutlama bu… Aklıma hemen “kara delik” teorisi geldi. O da kavramayacağımız bir ortamda kavrayamayacağımız bir potansiyel taşımaktadır…

    Sadık Usta
    Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    İlgili Makaleler

    2,163BeğenenlerBeğen
    4,774TakipçilerTakip Et
    45,000TakipçilerTakip Et
    320AboneAbone Ol

    Anadolu’nun yaşayan bilgelerinden biridir Sadık Usta... Evet, gerçek bir bilge, aydın, çok güzel bir yürektir... Elimde olsa “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” kitabını okullarda okuturum...

    Sunay Akın

    Şair, Yazar, Araştırmacı, Oyuncu

    Felsefeci ve yazar Sadık Usta kardeşim “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” (Kafka Yayınları) adı altında bir felsefe tarihi yazıp yayınladı. “Ortak Akıl”ı akıl saymayan, kendi bağımsız ve özgür aklına sahip çıkan, akıllı akıllara ilgi duyan ve her şeyi sorgulayan insanlar için… Bu pehlivanca çabayı saygı ile selamlıyorum...

    Özdemir İnce

    Şair, Yazar, Gazeteci

    Son Yazılar

    Turkuaz TV Toronto Söyleşi

    Gazeteci Hüsna Sarı, Sadık Usta ile COVID döneminde nelerin değiştiğini, ve sonrasında Dünyayı nelerin beklediğini oldukça farklı bir noktadan ele alarak...

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Etkinliğinde Felsefe Gözünden Hayata Bakış Söyleşisi. Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Bölüm 1

    İNDİRİMLİ SATIN ALIN

    % 40
    Hem felsefe hem de sanat yöneldikleri varlığı yansıtır ve onu yorumlarlar. Bu yüzden her ikisinde de yaratıcılık söz konusudur.

    Kategoriler