Tarihin İlk Kent Devrimi-Sümerler 2

Tarih Sümer’de Başlar-Sümerler 1
Ekim 29, 2021
Sümer’de Tarihin İlk Kayıtlı Devrimi-3
Ekim 31, 2021

Tarihte uygarlık atılımı, bir bölgede başlayıp sonra diğer bölgelere yayılmış değildir. Aynı zaman diliminde toplumlar, birkaç yerde birden, gelişmelerinin belli bir evresinde üç aşağı beş yukarı aynı hattı izleyerek uygarlık damarları yaratabilmişlerdir. Uygarlık atılımlarının ki biz buna kent devrimi diyoruz, ilki MÖ 6000 civarında Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölgede (Güneydoğu Anadolu, Suriye-Lübnan hattı ve bugünkü Irak’ın kuzey kesimi) başlamıştır.

Bu bölgenin önemi, toplayıcı/avcı gelenekten, yerleşik tarım ve hayvancılığa geçişin, yani insanlık tarihinin ilk büyük devrimi olan tarım devriminin ana yurdu olmasıdır. Bugün hala insanlığın temel besin kaynakları olan en önemli bitkiler, ilk kez bu bölgede ıslah edilmiş, yine etinden, sütünden, postundan ve taşıma gücünden yararlanılan hayvanlar da ilk kez bu bölgede evcilleştirilmiştir.[1] Sonra bunu, Sudan ve Mısır’dan gelip Akdeniz’e dökülen Nil nehrinin (Mısır) kıyılarında kurulan ikinci kentli kültür (kent devrimi) takip etmiştir.

Hemen hemen aynı dönemde, eşzamanlı olarak, Hindistan ve Çin’de (İndus vadisinde, Ganj ve Sarı Irmak civarında) ve tabii dünyanın başka coğrafyalarında (Latin Amerika) yaygın üretim yapabilen uygarlıkların kurulduğuna ilişkin başka kanıtlar da vardır. Bunların birçoğu, örneğin Hindistan, Çin ve diğerleri bilinmiyordu fakat 20. yüzyılın başlarında yapılan arkeolojik kazılar, bunları ortaya çıkararak kesin olarak kanıtlamıştır.[2]

Elimizdeki bulgular, gelişmiş yazı ve ondalık sisteminin, günümüzde kullanılan zaman birimlerinin, devletleşmiş toplumlarda görülebilen bürokratik ve yasal düzenlemelerin, bilimsel etkinliğin, siyasetin, mitolojinin, ilahiyat ve felsefi araştırmalara uygun düşen düşünsel faaliyetin ilk kez Sümerlerde ortaya çıktığını göstermektedir.[3]

İnsanlık tarihinde önemli bir aşama olan devletleşme, kölecilikle yapılan yaygın üretim faaliyeti, ticaret ve vergi sistemi gibi uygarlık göstergeleri, Sümerler tarafından sadece geliştirilip sistemleştirilmemiş, aynı zamanda bunlara ilişkin serbest yazılı metinler gibi bürokratik dokümanlar da üretilmiştir.

Bu sürecin birden bire ortaya çıkmadığı, binlerce yıllık bir gelişmenin doğal sonucu olduğu çok açıktır.

Topluluklara savaşta ve barışta önderlik eden komutanlar ve savaşçı aileler, zamanla kutsal değerlerin temsilcisi olduklarını ileri süren rahip ve din adamlarıyla ortak hareket ederek devlet ve yönetim bürokrasisini oluşturmuşlardır. Yönetici kesim, ilk başlardaki ortak emek ve mücadeleyle (çoğunlukla da savaşlarla) elde edilen kölelerin ve teknolojik bilgilerin, madenlerin, hayvan sürülerinin, bahçe ve arazilerin aslan payına, gelenekten gelen imtiyazlarına dayanarak el koymuşlardır. Bu sayede devlet ve bürokrasinin yasal zemini oluşturulmuştur.

Yeterliliğin ötesine geçen yaygın üretim faaliyeti, ya doğrudan kölelerin (o dönemin temel üretim araçları) çalıştırılması ya da zaman içinde borçlanarak yarı bağımlı durumuna düşürülen yurttaşların emekleri sayesinde yapılabilmiştir. Böylece bu toplumlar, özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla birlikte önce kendi içinde zengin-fakir şeklindeki ayrışmaya uğramış ve sonra da birbiriyle çatışan katman ve sınıflara bölünmüşlerdir.[4]

19. yüzyılın sonlarında bulunan tabletlerin (Sümerce) çözülmesiyle elde edilen yeni bulgular, bilim dünyasında sadece büyük bir heyecan yaratmakla kalmamış, aynı zamanda birçok ülkede Sümer dili ve kökenine ilişkin araştırma enstitülerin kurulmasına da yol açmıştır.

Tarihçiler, ilk başlarda, en üst kademelerinde rahiplerin yer aldığı Sümer devletinin ortaklaşmacı- sınıfsız bir toplum olduğunu (ortak mülkiyetin hakim olduğu sosyalist bir devlet) sanmışlardır. Ancak bu tez ve varsayımlar, Sovyet-Rus tarihçisi İ. M. Diyakonov’un başarılı analizleriyle geçersiz kılınmıştır. Diyakonov sadece bu tezlerin yanlışlığını kanıtlamamış aynı zamanda Sümerlerin, tarihin ilk sınıflı toplumunu oluşturduğunu da göstermiştir.[5] Ki bu sayede tarih yazımı da değişikliğe uğramıştır.  

Sümerlerde Kent Devletleri

Mezopotamya’da bulunan yazılı tabletler, MÖ 3 bininci yıldan itibaren kent devletlerinin düzenli olarak varlık gösterdiğini kanıtlamaktadır. Aynı şekilde söz konusu tabletler, devlete hükmeden krallardan, astronomi ve din işlerinden sorumlu ruhban sınıfından, kendi içinde örgütlenmiş bürokrasi ve askeri örgütlenmeden bahsetmektedirler. Tabii ki kölelerden, yoksul yurttaşlardan, hakları ve malları gasp edilen dul ve yetimlerden; yıldan yıla sefalete sürüklenen üreticilerden de…

Birbirinden bağımsız oldukları için sürekli birbiriyle savaşan Sümer kent devletlerinin izi, en son MÖ 2200 yılına kadar sürdürebilmiştir. Bu süre içinde birleşik bir devlet yaratamayan Sümerler, Sami ırka mensup Akad kralı Sargon tarafından kesin bir şekilde yenilgiye uğratılmışlardır.

Akad kralı Sargon, Sümer kent devletlerini ortadan kaldırırken, kendi misyonunu da “Bölge halkına bolluk, barış ve zenginlik getirdim” diyerek ifade etmiştir.

Bu açıklamayı bir kil tablette şöyle okuyoruz:

“İnanna[6] Agade[7]’yi, kendi evini altınla doldurdu.

Göz kamaştırıcı evini, kendi evini gümüşle doldurdu.

Onun depolarını nasıl da bronz, mavi taşlarla doldurdu!

O, yaşlı kadınlara danışılma hediyesi [kuralını] verdi.

O, yaşlı erkeklere önerilerinin alınması hediyesini [kuralını] verdi.

Genç kızlara dans etme [sevinç ve mutluluk] armağanını verdi.

Delikanlı erkeklere silah kullanmayı öğretti.

Küçüklere kalp sevinci verdi.

Onların dadıları tambur çaldı.

Şehir meydanında hep arp sesleri yükseliyordu.

Şehrin dışında flüt ve davul sesleri yankılanıyordu.

Tekneler görkemliydi.

Bütün ülke güvenlik içindeydi.

Halkın gördüğü hep güzelliklerdi.”[8]

Sümer Devletlerinin Yıkılışına Giden Süreç

Aslında bütünüyle yıkılmadan önce Sümer kent devletleri çoktan içten içe çürümüş ve kendi içlerine çökmeye yüz tutmuşlardı. Bitmeyen savaş ve fetih politikaları, toplumları yorgun düşürmekle kalmamış, aynı zamanda kavimleri kendi yöneticilerine de yabancılaştırmıştır. Dolayısıyla bu gelişmeler, Akad kralı Sargon’un işini oldukça kolaylaştırmıştır.

Sümer inancına göre doğa felaketlerinin yanı sıra, dışardan gelen saldırılar ve yıkımlar, toplumların kendi içlerindeki ahlaki bozulma ve insani yozlaşmanın bir sonucuydu. Bir bakıma bu alametler ilahi bir ceza, tanrısal bir lanetti. Bugün bazı kutsal kitaplarda bahsi geçen Adem ile Havva’nın cennetten kovulması, Nuh tufanı, Lut peygamber vb, hikayeler, Sümer tabletlerinde neredeyse bire bir yer almaktadır.

Peki Sargon kimdi?

Tarihte “Akadlı Sargon” olarak bilinen şahsiyet, Kiş kralının sakisi olan bir azatlıydı. O birbirinden farklı etnik ve inanç kökenine sahip Mezopotamya kavimlerini birleştirerek yeni bir imparatorluk kuran büyük bir hükümdardı. Sargon’la birlikte tarihte imparatorluklar çağı da başlamış oldu.[9]

Sümerler, kendi toplumlarının bozulmasını dramatik beyitlerle anlatırlar.

Enmerkar, Sümerlerin kahramanlık çağına ait liderlerden biridir. Kral listelerine göre Enmerkar, Erek kentini kurmakla kalmamış, Hazar Denizi kıyılarındaki Aratta’ya karşı da seferler düzenlemişti.[10]

“Aratta Beyi” şiiri şöyledir:

“Eskiden yılanın olmadığı,

Akrebin olmadığı bir devir vardı.

Sırtlan yoktu, aslan yoktu.

Ne vahşi köpek vardı, ne kurt;

Ne korku vardı, ne dehşet:

İnsanın rakibi yoktu.

Eskiden, Şubur ve Hamazi ülkelerinin,

Bunca(?) dilin konuşulduğu Sümer’in,

Tanrısal yasalı büyük prens ülkesinin,

Uri’nin, gerekli her şeyi sağlanmış ülkenin,

Güvenlik içinde dinlenen Martu ülkesinin,

Bütün evrenin, birlik içindeki(?) halkların

Enlil’e tek bir dilde saygı sundukları bir devir vardı.

Ama sonra, Efendi Baba, Prens Baba, Kral Baba,

Enki, Efendi Baba, Prens Baba, Kral Baba,

Öfkelenen(?) Efendi Baba, öfkelenen(?) Prens Baba,

Öfkelenen(?) Kral Baba…”[11]

Buradan da görüleceği gibi zihinlerde hala canlı olan ilk dönemdeki özgürlük, eşitlik ve dayanışma dönemi (ki bu Sümerlerde “Dilmun Adası’ndaki yaşam” olarak tasvir edilmektedir), zamanla bozulmaya yüz tutmuştur. Yılanların, akreplerin, hasetin ve kıskançlığın olmadığı dönemden, zalim beylerin ve kralların hüküm sürdüğü döneme geçiş… Aslında bu süreç, sınıflı toplumlara geçiş, bir başka ifadeyle de kent devrimlerinin başlangıcının ifadesidir.

İşte beyitte bahsi geçen bozulmadan etkilenen kent devletlerinden biri de Lagaş’tır ki yazının gelecek bölümünde Lagaş Devletinin son darbeden önceki özgürleşme çabasından söz edilecektir…

Yazının devamı için lütfen bağlantıya gidiniz…

Yazının birinci bölümü için lütfen bağlantıya gidiniz…

LÜTFEN SAYFAYA ABONE OLMAYI UNUTMAYINIZ


[1] Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik, çev. Ülker İnce, Pegasus Yay., İstanbul, 2018, s.91 vd.

[2] Bunun için bkz. Sadık Usta, Dünyayı Değiştiren Düşünürler, c.1, Kafka Yayınevi, İstanbul, 2019.

[3] Bu konu için bkz. S.N. Kramer, Sümerler, çev. Özcan Buze, Kabalcı Kitabevi, İstanbul, 2002; H. Uhlig, Die Sumerer, Ein Volk am Anfang der Geschichte, Gondrom Ver., Bindlach, 1989; Sümerler, Tarihin Başlangıcında Bir Halk, çev. Nilgün Ersoy, Telos Yay., İstanbul, 2006; S.N. Kramer, Tarih Sümer’de Başlar, çev. Muazzez İlmiye Çığ, TTK, Ankara, 1990; S.N. Kramer, Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki, çev. Hamide Koyukan, Kabalcı Kitabevi, İstanbul, 2000; S.N. Kramer, Sümer Mitolojisi, çev. Hamide Koyukan, Kabalcı Kitabevi, İstanbul, 2001; H. Schmökel, Das Land Sumer, Kohlhammer Ver., Stuttgart, 1956.

[4] J. Desmond Bernal, Sozialgeschichte der Wissenschaften, Bd.1, Rowohlt, Hamburg, 1970, s.64.

[5] N. S. Kramer, Sümerler, s. 107.

[6] İnanna Sümerlerin en önemli aşk tanrıçasıdır. Yunanlarda Venüs.

[7] Agade, Sargon’un kurduğu bilim ve yönetim merkezi.

[8] Muazzez İlmiye Çığı, Sümerli Ludingirra, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2004, s.61.

[9] H. Uhlig, Tarihin Başlangıcında Bir Halk: Sümerler, çev. Nilgün Ersoy, Telos Yayıncılık, İstanbul, 2006, s.215.

[10] N.S. Kramer, Sümerler, s.67.

[11] S. N. Kramer, Tarih Sümer’de Başlar, s.133-134.

Sadık Usta
Sadık Usta
Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır. / Isaac Newton

Bu konu başlığı ile ilgili düşüncelerinizi benimle ve diğer site ziyaretçileriyle paylaşmaktan çekinmeyin.

Araç çubuğuna atla