• Yazılarım
  • Kitaplarım
  • Basında Yankılar
  • TV Program
  • Etkinlikler
  • Özgeçmiş
More

    Godwin’den Malthus’a Nüfus Teorisi Bölüm 2

    Godwin’den Malthus’a Nüfus Teorisi 2

    Malthus Felaketi”, “Malthus Tuzağı”, “Malthus Kabusu” gibi kavramlar, bir dönem sosyal bilimlerde en çok dillendirilen kavramlardı. Özellikle 1960’lardan sonra çevre ve toplumsal felaketlere dikkat çeken Meadow Raporu (Club of Rome)[1], Report 2000, Alvin Toffler’in “Üçüncü Dalga”, Robert Jungk’un “Gelecek Çoktan Başladı” adlı analizleri, ülkelerin sınırsız tüketime odaklanmış üretim modellerinin hızla değiştirilmesi gerektiğini vurgulamaktaydılar. Raporda aşırı nüfus sorununa da kısmen dikkat çekilmekteydi. Bu raporlar o yıllarda çok tartışılmıştı. Nitekim Yeşiller Hareketi, bu raporlarda dile getirilen ürkütücü senaryolardan duyulan kaygı ve endişelerin sonucunda ortaya çıktı ve büyüdü.

    Bu endişe ve korkuların kökeni Robert Malthus’un tartışmalı Nüfus Teorisi’ne kadar gider…

    Peki Malthus’u “Nüfus Teorisi”ni yazmaya iten koşullar nelerdi?

    William Godwin’in Political Justice adlı kitabı yayımlandığında Büyük Britanya’da hararetli bir tartışmaya neden olmuştu. Kitabın sıklıkla tartışıldığı malikanelerden biri de Albury Malikanesi’ydi. Sahibi entelektüel bir avukattı: Daniel Malthus (1730-1800).[2] O, yoksulların içinde bulunduğu içler acısı duruma her gün tanıklık ediyor; eşitsizlik ve sömürüden kaynaklanan toplumsal sefalet kalksın istiyordu. İnsanlık acilen yeni bir ekonomik model, adalet ve ahlak sistemi benimsemeliydi. Bu yüzden Godwin’in şiirsel bir üslupla yazılmış kitabı Daniel Malthus’un yüreğine dokunmuş ve onu derinden etkilemişti…

    Daniel Malthus, ünlü doğabilimci Erasmus Darwin’in[3] yakın çevresinden biriydi. O, Voltaire’le mektuplaşan, filozof David Hume’la görüşen ve hatta filozof Jean-Jacques Rousseau’ya da iflah olmaz bir şekilde hayranlık duyan entelektüel biriydi.[4] Hatta Rousseau’nun, doğaya ve özellikle de botaniğe[5] meraklı Daniel Malthus’a “kendini mülksüzleştirme nöbetlerinin” birinde bütün botanik kitaplarını ve bitki koleksiyonunu verdiği de kayıtlardadır.[6]

    Baba Malthus

    Daniel Malthus aydınlanmacı bir insandı ve çocuklarını da Rousseau’nun Emile adlı eğitim ütopyasından esinlenerek özgür düşünceli yetiştirmişti.[7] Öteden beri zihnini meşgul eden sorunları, küçük oğlu Robert’le konuşmaya önem veren bir babaydı. Yine yağmurlu bir günde şöminenin başında, elinde tuttuğu kitabı oğluna uzatarak “bugün gezintiye çıkılacak bir gün değil. İstersen şu kitabın içerdiği görüşler hakkında sohbet edelim” demişti.[8]

    Babasının uzattığı kitabı alan Robert, kafasını kaldırmadan dakikalarca kitaba gömülmüştü. Yüzünde okuduklarından hiç de hoşnut kalmayan bir insanın ifadeleri vardı. O, siyasal ve ekonomik sorunlara babası gibi yaklaşmıyordu. Bir süre sonra da itirazlarını sıralamaya başlamıştı. Bunun üzerine babası da “Peki o zaman, lütfen bu görüşlerini not al, sana bir gün lazım olabilir” demişti.

    Robert ise sadece not almamış aynı zamanda eleştirilerini bir kitap haline de getirmişti.

    Daniel Malthus’un sonradan oğlunun görüşlerinden etkilenip etkilenmediğini bilmiyoruz fakat ona yazdığı bir mektubunda, “biliyorum, kitabına yoğunlaşmış durumdasın ancak umarım bu hafta sonunda [hasta] annenle yemek yemeyi ihmal etmezsin” diyerek sitemde bulunmuştu.[9]

    Nüfus İlkesi[10] (İngilizce adıyla Essay[11]) adlı kitabın ilk basımında herhangi bir yazar ismi yoktu. Fakat kısa bir süre sonra herkes, emekçilere karşı acımasız bir üslupla kaleme alınan ve aynı zamanda nüfus kuramı açısından modern tarihin en tartışmalı tezlerini içeren kitabın[12] yazarının küçük bir kasabada yardımcı papaz olarak görev yapan 32 yaşındaki Robert Malthus olduğunu öğrenecekti. Hem de bir William Godwin hayranı olan Daniel Malthus’un küçük oğlu Robert Malthus…

    Hemen girişinde vurgulandığı gibi Malthus kitabı, Godwin ve dönemin bir başka ilerici düşünürü olan Fransız aydını Markiz Condorcet (1743-1794)’e[13] karşı yazmıştı. Kitap birkaç ay içinde yok satmıştı.

    Peki neydi bu kitabı bu derece ilginç kılan ve kısa bir süre içinde yok satmasını gerektiren neden?


    İngiltere’de Emekçilerin Durumu

    Fransız Devrimi’nin siyasi etkisi, İngiliz toplumunun devrimler döneminden kalan eski yarasını yeniden açmış ve toplumu iki kampa bölmüştü. Bu bölünme sadece eski siyasi husumetlere değil, ayrıca ekonomik bir temele de dayanmaktaydı: En az yüz yıldır bütün gücüyle sanayi devrimine girişen İngiltere, atölye ve fabrikalarda işlenmek üzere yüne ihtiyaç duyuyordu. Yün demek, koyun üretimi demekti. Koyunların otlatılabileceği geniş otlaklar, ekilebilen geniş arazilerin yüzyıllar öncesinden başlayarak üretime kapatılmasıyla oluşturulmuştu.[14] Köylüler peyderpey kentlere sürülmekteydiler. Kentlerin varoşlarına ve özellikle de fabrikaların hemen dibinde hızla oluşturulmuş gecekondu mahallelerine doluşan emekçiler, işsizlik, açlık ve sefalet içinde kıvranıyorlardı. Bu durum sadece polisiye suçları teşvik etmiyor aynı zamanda bilgisizlik ve ahlaki çöküntüden kaynaklanan cehaleti de derinleşiyordu.

    Yaygın işsizlik, ağır çalışma koşulları ve salgın hastalıklar… Çok geçmeden başlayan toplumsal huzursuzluklar, isyanlar ve grevler… Bu koşullarda atölye ve fabrikalarda örgütlü mücadeleler de gündeme gelmişti.[15]

    Örgütlü mücadelelerin başını çekenlerden biri de eski bir fabrikatör olan Robert Owen’dı. Sıradan ama zeki bir işçiyken talihli bir evlilikle fabrikatörlüğe kadar yükselen Owen, “Lanark Raporu”yla bütün Avrupa’da dikkatleri üzerine çekmişti. O, binlerce işçi çalıştırdığı fabrikasında, işçilere sağlıklı ve insancıl çalışma koşulları yaratmakla kalmamış; aynı zamanda onlara sağlık, emeklilik ve işsizlik ödeneği öngören yardım sandıkları da kurdurtmuştu. Owen, söz konusu başarısını Yeni Toplum Görüşü[16] başlığıyla yayımlandığında, Avrupa’nın birçok hükümdar ve hükümeti tarafından projesini anlatması için saraylara davet edilmişti. Ancak Owen, yoksulluk ve sefaletin yanı sıra adaletsizlik ve sömürünün de son bulması için sosyalist bir düzenin gerekliliğinden bahsettiğinde bütün kapılar birer birer yüzüne kapanmıştı.[17] Owen, “uygar dünyanın” demokrasi ve hoşgörüsünün bir yere kadar olduğunu anlamış ve mücadelesini daha derinden, bu kez yayın faaliyetiyle devam ettirmişti. Bu süreçte Owen’un yolu Robert Malthus’la kesişecekti.

    Fakat önce Malthus’un eserinin o günün İngiltere’sinde neden çok ilgi gördüğüne dönelim…

    Eserin sarsıcı etkisinin iki temel nedeni vardı: Birincisi yönetici sınıflar (aristokratlar ve palazlanmış büyük burjuvazi), Fransız Devrimi’nin etkisiyle kabarmakta olan sınıf mücadelesinin önünü kesmek istiyorlardı; ikincisi Malthus, ilk kez derli toplu bir şekilde nüfus sorununun ekonomi politikle çok yakın bir ilişkisi olduğunu kanıtlamıştı.

    Bir Kitabın Yarattığı Deprem

    Fransız Devrimi, Avrupa’nın başkentlerinde sadece özgürlük ve eşitlik özlemlerini canlandırmamıştı, aynı zamanda gelecekte her şeyin daha iyi olacağına ilişkin bir iyimserlik dalgası da yaymıştı. İşte Malthus, bu kitabıyla bir anda söz konusu iyimserlik dalgasını kesintiye uğratmıştı. Malthus, eserinde insanlığı gelecekte “korkunç bir düzensizliğin ve kaosun” beklediğini söylemişti.

    Kuşksuz Malthus’tan önce de nüfus sorununa değinenler olmuştu[18] fakat bu konu ilk kez Malthus’un kitabında korkulması gereken bir tabloya dönüşmüştü.

    Malthus, sözlerinde acımasız ve bir o kadar da pervasızdı. Tezlerini kanıtlayacak herhangi bir veri sunamamıştı fakat buna gerek de duyulmamıştı çünkü kitap, saray ve parlamento tarafından el üstünde tutularak desteklenmişti. Ardından da o, sınıf savaşının en önemli ağır topu olarak mevziiye sokulmuştu.[19]

    Bir kitap bir toplumu ikiye bölebilir miydi? Bölebildiği Malthus’un kitabından anlaşılmıştı.

    Malthus’un rahat ve akıcı üslubu, yüzeysel olmakla birlikte canlı örneklerle süslenmiş argümanları; yoksulları suçlayan ağır ithamları, ilerici saflarda derin bir nefret uyandırmıştı. Buna karşın muhafazakâr aydınların ve yönetici sınıfların, özellikle de hükümetin, tam desteğini alarak yok satmıştı.

    Ailesinden ve eğitiminden de anlaşıldığı gibi Robert Malthus sıradan biri değildi aksine çok yönlü ve yetenekli bir insandı. Aydınlanmacı bir babanın özenle yetiştirdiği bir oğul;[20] Latince, Yunanca ve hatta çeviri yapacak kadar Almanca da iyi bilen bir öğrenciydi.[21] O, matematik ve fiziğin yanı sıra ilahiyat, felsefe, tarih ve coğrafya da okumuştu. Doğuştan dudağının yarık olmasından kaynaklan konuşma zorluğu ve yüzdeki fiziki kusur, onu baştan içe kapanık bir kişiliğe büründürmüştü. Fakat buna rağmen o günün İngiltere’sinde çok sayıda düşünürle yakın dostluklar kurmuştu. Bunların başında ünlü iktisat teorisyeni David Ricardo gelir. Malthus’la Ricardo’nun dostlukları, farklı siyasi cephelerde yer almalarına rağmen dostaneydi. Mektuplarından da görüldüğü gibi hayatlarının sonuna kadar dostluklarını bozmamışlardı.[22] Emekçi davasının liderlerinden Robert Owen’la da sıkı bir dosluğu vardı. Doğabilimci Erasmus Darwin (Charles Darwin’in dedesi) ve düşünür Jeremy Bentham…

    Charles Darwin - Alfred Russel Wallace - Thomas Malthus

    Malthus 1788’de okulunu başarıyla bitirdikten sonra küçük bir kasabada papaz yardımcısı olarak göreve başlamıştı. Bu görevi, hem geçim sıkıntısı çekmemek hem de çalışma ortamının rahatlığından yararlanarak araştırmalarını derinleştirmek için kabul ettiğini belirtir. En sevdiği konular tarih ve coğrafyadır. Anonim isimle yazdığı ilk eseri Crisis, beklenen ilgiyi görmez fakat bu arada ekonomi politik alanına da yönelmiş olur. İkinci eseri Essay ise onu Avrupa’nın en ünlü yazarlarından biri yapar. Sonraki dönemde yazdığı eserler, çok daha önemlidir fakat hiçbiri Essay kadar dikkat çekmez. Bundan sonra Malthus, hayatı boyunca Nüfus İlkesi (Essay)’nin yazarı olarak anılacaktır.

    Yazar eserinin daha ilk sayfasında Godwin’in görüşlerini hedef alır. Ve saldırısının şiddetini sonuna kadar da arttırır. Aslında yazarın amacının Godwin’in toplumda yarattığı olumlu etkiyi kırmak olduğu anlaşılmaktadır. Bunda da başarılı olmuştur. Kitap, yazarın yaşadığı yıllarda altı baskı yapar. Nüfus İlkesi’nin ilk baskısı, toplam elli bin kelimeden oluşurken; yıllar içinde iki yüz elli bin kelimeye kadar (üç cilt) genişlemiştir. Malthus, kitabının ilk baskısında yer verdiği ve emekçileri hedef olan o acımasız ifadelerini, çok tepki çekmiş olmasından dolayı ya çıkartmak ya da yumuşatmak zorunda kalmıştır.

    Şu cümleleri sonraki baskılarda göremeyiz:

    “Sahiplenilmiş bir dünyaya gözlerini açan herhangi biri, eğer… geçimini sağlayamıyorsa ve toplum onun [tek varlığı olan] emeğini de istemiyorsa… işgal ettiği konumda daha fazla kalmamalıdır… Ona doğanın görkemli şöleninde yer yoktur. Doğa ona defolmasını söyler ve buyruğunu da derhal yerine getirir…”[23]

    Yani Malthus diyor ki, “ey insan evladı, eğer yoksul bir aileye doğmuşsan, güçlü kollara sahip olmana rağmen bir iş bulamıyorsan, bizden acıma duygusu bekleme. Doğa, sana baştan defolup gitmeni söylüyor, eğer buna direnirsen de o zaman doğa bunu [kaza, hastalık, salgın ve başka türlü tedbirlerle] yerine getirecektir …”

    Malthus’un Etkisi

    Malthus, kitabı sayesinde o kadar ünlenir ki majesteleri tarafından 1805’te kurulan East India College’e tarihin ilk ekonomi politik profesörü olarak atanır. Ayrıca tarih dersleri de vermesi sağlanır ve bu görevde ölene kadar kalır.

    Bu arada 1804’te kendisinden on bir yaş küçük olan bir kadınla evlenir ve çoluk çocuk sahibi olur. Evde sıklıkla dostlarını ağırlar ki bunlardan biri de Robert Owen’dır. Yakın dostu Otters’ın aktardığına göre Bayan Malthus, tartışmalarda daima emekçilerin sözcüsü durumundaki Owen’ın yanında saf tutarmış. Onu yakından tanıyanlar, Malthus’un maddiyata biraz fazla önem verdiğini ve övülmekten de pek hoşlandığını belirtmektedirler.[24] Fakat insan ilişkilerinde yalın ve rezervsizdir.

    Napolyon savaşlarının ardından 1815’te derin bir ekonomik krize giren İngiltere’de aydınların ve biliminsanlarının en çok tartıştıkları konu, ekonomik krizin “nakit sıkıntısından mı yoksa tüketim mallarının bolluğundan mı kaynaklandığı” sorunudur. Bu alanda bir otorite kabul edilen Ricardo, sorunun “nakit sıkışıklığından”, Malthus ise şaşırtıcı bir şekilde bunun “üretim fazlalığından” kaynaklandığını ileri sürer. Aslında bu tez, kapitalist krizlerin ana sorununa işaret etmektedir. Sonradan göreceğimiz gibi Malthus’a yönelik sert eleştirilerine rağmen Marx da bu tezin o gün açısından doğruluğunu teslim edecektir.

    1776’da Adam Smith Ulusların Zenginliği’ni yayımladığında eser çok ilgi görmüştü fakat yirmi yıldır herhangi bir şekilde bahsi geçmemekteydi. Smith’i de yeniden gündeme taşıyan Malthus’un eseri olmuştu.

    Nüfus İlkesi, sadece nüfus sorununu değil, kapitalist üretim ve bölüşüm ilişkilerinden kaynaklanan sosyal bilimlerin bütün tartışmalarını, ki o dönemde birçok dal ekonomi politiğin yan dalları olarak muamele görmekteydi, yeniden entelektüel dünyanın gündemine sokmuştu. Hatta doğa, çevre ve evrim kuramında görüleceği gibi biyolojinin sorunlarını da gündeme getirmişti.[25] Darwin, otobiyografisinde evrim kuramına ilişkin teorisine (türlerin varolma mücadelesi) Malthus’un kitabını okuduktan sonra ulaştığını söyleyecekti.[26] Adam Smith “ulusların zenginliğinin nedenlerini”; Malthus ise onun biyografi yazarı James Bonar’ın ifadesiyle “ulusların yoksulluğunun nedenlerini” yazmıştı. Fark, birinin devrimci gelişmeye ilişkin, diğerininse restorasyon sürecine uygun tezler dillendirmiş olmasıdır. Nitekim İngiliz hükümeti, bu kitaptan destek alarak yoksullara yapılan yardımları kesmekle kalmayacak, aynı zamanda siyasal muhalifler üzerindeki baskıyı artıran yeni tedbirlere de başvuracaktı.[27]

    Esere tepkiler de gecikmemişti ki en başta W. Godwin, Robert Owen, D. Ricardo ve diğerleri konuşmuştu.

    Nüfus İlkesi’ni iki yüz yıldır tartışılan bir kitap haline getiren sebepler nelerdi?

    Malthus, tezlerini hangi olgulara dayandırmış ve bunları hangi argümanlarla savunmuştu?

    Malthus’un insanlığın düşünce tarihine olumlu bir katkısı olmuş muydu?

    Tarihsel olgular sonradan Malthus’u doğruladı mı?

    Zarif ve duygu dolu bir insan olan Godwin, neden Malthus hakkında “o şeytanın sözcüsü zalim bir insandır” demişti?

    Robert Owen’ın tepkisi ne olmuştu?

    Marx, Malthus’u neden görmezden gelmek istemiş fakat yapamamıştı?

    Bu soruların yanıtlarını da gelecek yazımızda arayacağız…


    [1] Büyümenin Sınırları (İngilizce özgün başlığı:The Limits to Growth) 1972’de St. Gallen Sempozyumu’nda dünya ekonomisinin geleceğine ilişkin açıklanan araştırma. Club of Rome, Massachusetts Institute of Technology (MIT)’ye söz konusu uluslararası konferansa dünyanın gidişatına yönelik bir rapor hazırlama görevi vermişti. Rapor, Club of Rome’un İnsanlığın Durumuna İlişkin Rapor” başlığıyla sunulmuştu. Birçok büyük şirketin finansörlüğünde hazırlanan raporu Donella ve Dennis Meadows çifti hazırlamışlardı.

    [2] Bazı kaynaklar Daniel Malthus’un J.J. Rousseau’nun yakın arkadaşı olmasından dolayı onun ölümünden sonra da onun miras işlerini düzenleyen avukat olduğunu belirtiyorlar. H.C. Recktenwald, Geschichte der Politischen Ökonomie, s.119.

    [3] Evrim kuramcısı Charles Darwin’in dedesi.

    [4] Leo Damrosch, Jean-Jacques Rousseau, çev. Özge Özköprülü, İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2010, s.414, 422.

    [5] Rousseau anılarında, “Eminim ki eğer onunla [Anne] birlikte bitki toplamaya bir tek kez gitmiş olsaydım, bu iş beni saracak ve belki bugün büyük bir botanikçi olacaktım” demektedir. İtiraflarım, c.1, çev. Kenan Somer, Doruk Yayımcılık, Ankara, 2002, s.193. Botanik hakkında yetkin yazılar yazan Rousseau ne yazık ki kısa bir süre sonra bu işten sıkılacak ve bitkilere olan ilgisini bütünüyle terk edecektir.

    [6] Robert L. Heilbroner, İktisat Düşünürleri, Büyük İktisat Düşünürlerinin Yaşamları ve Fikirleri, 3. Baskı, çev. Ali Tartanoğlu, Dost Kitabevi, Ankara, 2013, s.70. Robert Malthus henüz 3 yaşındayken Rousseau ve Hume’un Malthus ailesini ziyaret ettiği mektuplara yansımıştır, bkz. H.C. Recktenwald, Geschichte der Politischen Ökonomie, Kröner Verlag, Stuttgart, 1971, s.119.

    [7] Maynard Keynes, Essays in Biography, Palgrave MacMillan, Hampshire, 2010, s.72.

    [8] Robert Malthus, eserinin girişinde bu kitabı yazmaya, Godwin’in İngiliz toplumunda etkin olan görüşlerini bir dostuyla konuşurken karar verdiğini belirtecektir. Ancak söz konusu “dost” yukarıda aktardığımız gibi babası Daniel’den başkası değildi. Malthus’un ölümünden sonra yayımlanan eserlerine önsöz yazan aile dostu Piskopos Otter, baba-oğul arasında geçen bu konuşmayı, bizzat Robert’ten dinlediğini belirterek ayrıntısıyla yazmıştır. James Bonar, “Daniel and Robert Malthus: A Dialogue”, The Economic Journal, vol. 44, No. 176 (Dec. 1934), p.718-722. Bonar’ın atıfta bulunduğu eser için bkz. Otter’s Memoir (in the second or posthumens edit. of Malthus’s Political Economy, 1836), “The ‘conversation’ between Robert and Daniel Malthus may have beeen on this wise:…”, s.38-39.

    [9] Robert J. Mayhew, Malthus, the Life and Legacies of an Untimely Prophet, Harvard University Press, Cambridge, 2014, s.61.

    [10] Türkçesi için bkz., Nüfus İlkesi, çev. Çağla Taşkın, Pinhan Yayıncılık, İstanbul, 2017.

    [11] Kitabın adı şöyleydi: An Essay on the Principle of Population, as it affects the future Improvement of Society, with Remarks on the Speculation of Mr. Godwin, M. Condorcet, and Other Writers, J. Johnson, London, 1798.

    [12] Thomas Robert Malthus, Nüfus İlkesi, çev. Çağla Taşkın, Pinhan Yayıncılık, İstanbul, 2017.

    [13] Markiz Condorcet, Fransız Devrimi’nde çeşitli görevler üstlenmiş önemli bir düşünürdür. Girondistlerin safında yer aldığı için Jakobenler tarafından 1793’te gıyabında idama mahkum edilmiştir. Bu eseri saklandığı yerde yazmış fakat kısa bir süre sonra (1794) yakalanınca da intihar etmiştir.

    [14] Thomas More, Ütopya adlı eserini köylülerin yurtlarından kovulmasıyla yaşanan dramı ve Avurpa’da eli kulağında olan mezhepler savaşına dikkat çekmek için kaleme almıştı. Bkz. Ütopya, çev. Sadık Usta, Kafka Kitap, İstanbul, 2018.

    [15] George Rude, Die Volksmassen in der Geschichte, Unruhen, Aufstaende und Revolutionen in England und Frankreich 1730-1848, Campus Verlag, Frankfurt, 1973, s.34 vd.; Edward P. Thomson, Die Entstehung der englischen Arbeiterklasse, Bd.1, Suhrkamp, Frankfurt, 1987, s.10 vd.; Friedrich Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu, Sol Yayınları, çev. Yurdakul Fincancı, Ankara, 1997, s.45 vd.

    [16] Robert Owen, Yeni Toplum Görüşü, çev. Lale Akalın, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2006.

    [17] Bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere, Fıçılarda Yaşamak adlı kitabımızı tavsiye ederiz.

    [18] Alman ozan ve düşünür J. Wolfgang von Goethe, nüfusun kontrolsüz büyümesini şu dizelerle uyarır: “Dairenin devinimi korkunç olanda durmuş gibi/Sayısız doğumun yarattığı salgın/Kıyamet gününü her gün daha çok yakınlaştırmaktadır.” Akt. H.C. Recktenwald, Geschichte der Politischen Ökonomie, s.117. Kuşkusuz Marx’ın da Das Kapital’de değindiği gibi Goethe’nin dışında da başka düşünürler de çok erken bir dönemde bu soruna değinmişlerdi.

    [19] Marx bunu şöyle ifade eder: “Fransız Devrimi, Birleşik Krallık’ta ateşli savunucular buldu; 18. Yüzyıl boyunca yavaş yavaş işlenen ve ardından büyük toplumsal bunalım sırasında, Codorcet’nin öğretilerine karşı şaşmaz bir panzehir olarak davul zurna ile ilan edilen “nüfus ilkesi” insanlığın ilerlemesi ve gelişmesi özlemlerini toptan yok edecek bir silah olarak, İngiliz oligarşisi tarafından sevinçle karşılanmıştı. Das Kapital, c.1, Sol Yayınları, Ankara, 1975, s.654.

    [20] Günümüze kadar gelen mektuplarından anlaşıldığı üzere baba Malthus, oğlunun mektuplardaki yazım hatalarını bile düzelterek onu eğitirmiş. Bkz. H.C. Recktenwald, Geschichte der Politischen Ökonomie, s.120.

    [21] Goethe’nin Genç Werther’in Acıları kitabını İngilizceye çevirmiştir.

    [22] Ricardo 31 Ağustos 1823’te yazdığı son mektubunda şöyle der: “Sevgili Malthus, mektubuma son verirken şunu vurgulamalıyım: başka tartışmacılarda görüldüğü gibi biz de uzun bir süreden bu yana tartışmamıza rağmen kendi görüşlerimizi muhafaza etmeye devam ediyoruz. Arkadaşlığımız hiçbir zaman bu tartışmalardan etkilenmeyecektir. Size olan sevgim, aynı görüşte olsaydık bile en ufak bir şekilde büyümüş olmayacaktı.”

    [23] Bazı cümlelere müdahale edilmekle birlikte, bkz. Nüfus İlkesi, s.110-111.

    [24] Bkz. H.C. Recktenwald, Geschichte der Politischen Ökonomie, s.127.

    [25] Charles Gide, Charles Rist, Geschichte der volkswirtschaftlichen Lehrmeinungen (İktisat Öğretilerinin Tarihi), 2. Auflage, hrsg. Franz Oppenheimer, Verlag von Gustav Fischer, Jena, 1921, s.131.

    [26] Charles Darwin bunu otobiyografisinde şöyle ifade eder: “1838 Ekim’inde, yani çalışmalarıma sistemli bir şekilde başladıktan on beş ay sonra, Malthus’un sırf keyif almak için elime aldığım Nüfus Sorunu Üzerine adlı kitabı, aklıma… eğer koşullar uygunsa belli bazı olumlu değişikliklerin varlığını devam ettireceklerini, olumsuz koşullara sahip olanlarınsa yok olup gidecekleri düşüncesini getirmişti.  Autobiographie, hrsg. S.L. Sobol, Urania Verl, Leipzig, 1959, s.100

    [27] Roland L. Meek: “İngiltere’de düşüncelerin denetim altına aldığı bir baskı ve terör rejimi kuruldu”, bkz. “Malthus-Geçmişte ve Bugün bir Tanıtma Denemesi”, Nüfus Sorunu ve Malthus, çev. Oya Yaylalı, Sol Yayınları, Ankara, 1976, s.9 vd.

    Sadık Usta
    Eğer daha uzağı görebiliyorsam bunun nedeni; benden önceki devlerin omuzlarında durduğumdandır.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    İlgili Makaleler

    2,163BeğenenlerBeğen
    4,774TakipçilerTakip Et
    45,000TakipçilerTakip Et
    320AboneAbone Ol

    Anadolu’nun yaşayan bilgelerinden biridir Sadık Usta... Evet, gerçek bir bilge, aydın, çok güzel bir yürektir... Elimde olsa “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” kitabını okullarda okuturum...

    Sunay Akın

    Şair, Yazar, Araştırmacı, Oyuncu

    Felsefeci ve yazar Sadık Usta kardeşim “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” (Kafka Yayınları) adı altında bir felsefe tarihi yazıp yayınladı. “Ortak Akıl”ı akıl saymayan, kendi bağımsız ve özgür aklına sahip çıkan, akıllı akıllara ilgi duyan ve her şeyi sorgulayan insanlar için… Bu pehlivanca çabayı saygı ile selamlıyorum...

    Özdemir İnce

    Şair, Yazar, Gazeteci

    Son Yazılar

    Turkuaz TV Toronto Söyleşi

    Gazeteci Hüsna Sarı, Sadık Usta ile COVID döneminde nelerin değiştiğini, ve sonrasında Dünyayı nelerin beklediğini oldukça farklı bir noktadan ele alarak...

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri

    Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Etkinliğinde Felsefe Gözünden Hayata Bakış Söyleşisi. Son Okul İnisiyatifinin Hayat Söyleşileri Bölüm 1

    İNDİRİMLİ SATIN ALIN

    % 40
    Hem felsefe hem de sanat yöneldikleri varlığı yansıtır ve onu yorumlarlar. Bu yüzden her ikisinde de yaratıcılık söz konusudur.

    Kategoriler